Kurt

Havanın soğuğu, demire kokuyordu. Sanki içerilerinde birer soba yanıyorcasına, her biri “pohh” dedikçe ortalığı buhar kaplıyor… Sonra bu nefesler bıyıklarına, sakallarına, kaş ve kirpiklerine yapışıp donuyordu. Soğuktan yüzleri kızarmıştı, öfkeden gözleri kızarmıştı… Bağıra çağıra konuşuyorlar, balta yaba odun, ne bulurlarsa sımsıkı tutarak, canavarı yok etmek için meydana toplanıyorlardı. ♥♥♥ devamı...

ÜÜTV İstasyon’unda Verilen Dîvanyolu Molası

Dergimizin Genel Yayın Yönetmeni Sayın Muammer Erkul, Üsküdar Üniversitesi TV’de Uğur Canbolat’ın hazırlayıp sunduğu “İstasyon” programının konuğu oldu. İki saatten fazla süren yayın boyunca, sohbet Hüdayi Yolu etrafında döndü. devamı...

Hola İspanya, merhaba Endülüs!

Mehmet Söztutan Bir Akdeniz ülkesi olan ve adı tam sekiz asır Endülüs olarak şöhret bulan bugünkü İspanya halen parlamenter monarşiyle yönetilmektedir. İspanya, ya da resmî adıyla İspanya Krallığı, Avrupa’nın güneybatısında, İber Yarımadası’nda yer alan bir ülkedir. Güneyde ve doğuda Akdeniz’e, kuzeyde ise Atlantik Okyanusu’na kıyısı vardır. devamı...

15 TEMMUZ’UN SİMGESİ OLAN RESMİ ÇİZMEK BANA NASİP OLDU

Röportaj:Fatma Macit & Malik Güçlü Onun kim olduğunu hala kimse bilmiyor. Yazılı ve görüntülü basınımızda kendisiyle ilgili ilk defa bir haber yapılıyor, röportaj yayımlanıyor. Halbuki Malik Güçlü, Temmuz 2016’dan itibaren; “bir eseri Türkiye’de en fazla tanınan ressam” oldu. Herkes çizdiği resmi biliyordu ama o resmi birinin çizdiğini aklına bile getirmiyordu. Evet, ilk defa karşınıza çıkıyor… […] devamı...

En önemli onkoloji uzmanlarımızdan Dr. Yavuz Dizdar; NE YİYORSAK OYUZ… PEKİ TAVUK DENEN ŞEY GERÇEKTEN TAVUK MU?

Günümüzde “piliç” diye isimlendirilen bu şeyin sağlıklı olup olmadığını tartışmak çok saçma, çünkü bunun kendisi tavuk bile değil ki!.. Meslektaşlarımın bu konuyla pek alakaları yok, sanki bambaşka bir dünyada yaşıyorlar! En tahammül edilemez olan lafı sarf ediyor; “peki halkı nasıl besleyeceğiz” diyorlar. İnsanlar kilo aldırılacak civcivler mi? devamı...

Bir yıl sonra gel

Biliyor musunuz, büyük hastanelerin en büyük sıkıntısı; verilen randevu tarihidir. Tabii randevu alabilmek için, girdiğiniz o uzun sırayı saymazsak… * Hastalığınızın, bir sonraki aşaması için randevu alacaksanız; hem kendi hayatınız, hem de oradaki diğerlerinin hayatı bir film şeridi gibi geçer gözlerinizin önünden… Tabii bir de onkoloji bölümünde iseniz, bu film daha bir dramatiktir. devamı...

Bitimli ömrünü ebediyyet derdiyle süsle

Hüznün; sonunu düşünmek olsun, Öyle bir yaşa ki, mevtin düğün olsun… Gün gelir yâr, yâre olur gönüle… Diyârlar gezersin bir Bağdat etmez meselâ… İçten içe sessizliği dinlersin. An gelir, sessizliğin sesine tahammül edemezsin! Sorguladığın onca şey, yerle yeksân oluverir. Anlamsızlaşırsın; bir manâ bulamazsın kendine. devamı...

Affan Dede’ye para verenler

Nerden aklıma düştü bilmem ki? Sabahın nurunda gözümü bu şiirle açıverdim. Kimdi Affan Dede? Kimin nesiydi bu parayla anılan dedecik? Bakanı edeni var mıydı? İşi gücü, emeklisi, rahmetli karısı ve dahası… Hem dede dediğin Ali, Veli, Hasan olurdu. Daha da olmadı İbrahim, Ahmet, Süleyman… Bunun gibi hiç duyulmamış bir isimde dede olamazdı. devamı...

SON SAYIDAKİ TÜM YAZILAR