Acı ve tatlı hatıralarla; ENDÜLÜS’TE SEYAHAT

GÜNÜMÜZ İSPANYASI
Günümüzde halen İspanya’daMüslümanlar yaşamakta, özellikle Fas – Cezayir ve Tunus ile ticaret yapmaktalar.
İspanyollar çok rahat ve ağırkanlı insanlar. Yemek için servisin gelmesi dikkat çekecek kadar uzun sürüyor. Malum siesta ve fiestaları meşhur olan İspanyolların eğlence merakları ise çok fazla.
Birçok kelime Arapçadan İspanyolcaya yadigârkalmış. Alcazar gibi, kale manasına geliyor. Özellikle “Al” ile başlayanların hepsi Arapça menşeli.Zeytin-aceituna, mescit/cami- mezquita, banyo-baño, fesleğen-albahaca, şerbet-sorbete, akrep-alacrán gibi binlerce kelimeden sadece birkaçı.

Sokaklarda gezdiğiniz ve daracık yollarında yürüdüğünüz zaman, evlerin avlularındaki havuzlar, saraylardaki zevkli hatlar ve minareler sayesinde tarihin derinliklerine doğru yolculuğa çıkıyorsunuz. Müslümanlar büyük bir medeniyet kurmuşlar, yaklaşık 800 seneye yakın burada yaşamışlar, yurt edinmişler ve bu yurtları terkettirilmişler, zulüm görmüşler.
Endülüs sokaklarında dolaşırken hem tatlı hem de acı bir ruh hali alıyor insanı… Şimdi bu sokaklarda gelin biraz da beraber dolaşalım:

Toledo (Tuleytule)
Toledo İspanya’nın eski başşehirlerinden. Endülüs buraya Tuleytule ismini vermiş. Daracık ve güzel sokakları ile hoş bir hatıra bırakıyor hafızalarda. M.Ö. Yahudiler tarafından kurulan şehri bir yarım ada şeklinde Tajo nehri çevreliyor.
Madrid’e 80 km mesafede. Trenle yarım saatte, araba ile 40-45 dakikada Toledo’ya ulaşılabiliyor.
Endülüs zamanından kalma eserler olduğu gibi, Endülüs mimarisinden etkilenerek inşa edilen eserler de var. Endülüs bu sebeplerle de kendisini halen hissettiriyor. Bu mimari üsluba Mudéjar deniyor; Arap ve İspanyol mimarisinin karışımı.
Şehirde Endülüs mimarisinin günümüze ulaşabilen az eserlerinden birisi Babü’l-Merdum Camii (MezquitaCristo de la Luz). İşgal edildikten iki sene sonra; 1087 senesinde kiliseye çevrilmişti.
Şehirde Endülüs izlerine rastlamak mümkün demiştim. Resimlerde de görülebileceği gibi bu bir kilise de olabilir, bir el işçisinin motifleri de olabilir.
Toledo’da kılıç sanatçılığı ve buranın çeliği meşhur. Hannibal’ın az sayıdaki kuvvetiyle Romalıları bu çelik sayesinde yendiği söylenir.
Şehrin tamamı UNESCO koruması altında, adeta bir açık hava müzesini andırıyor. Birçok tarihi eserin bulunduğu şehirde, iki tane de Sinagog bulunuyor.
Toledo aynı zamanda dünyaca meşhur bir hayal kahramanına da ev sahipliği yapmakta. Şehirde bolca bulunan Don Kişot heykellerine herhangi bir köşeyi dönerken rastlayabilirsiniz. Don Kişot’un maceraları Toledeo’nun da içinde bulunduğu Castilla-La Mancha bölgesinde geçiyor. Sevgilisi Dulcinea’nın kasabası da Toledo’da.
Meşhur ressam El Greco Girit doğumlu olmasına rağmen burada yaşamış. Muhtemelen asıl isminin telaffuzunun zor olması sebebiyle El Grecodiye meşhur olmuş.
Ve San Martin Köprüsü (Puente de San Martín); 13. yüzyılın sonlarına doğru inşa edilmiş. Hikâyeye göre kusursuz bir köprü yapmak isteyen mimar, çalışma sonlanmak üzereyken bir kusur farkedip köprüyü yıktırmak ister. Fakat kellesinin de gideceğini hesap ederek endişeli günler geçirmektedir. Mevzuya hanımı (bir kadın aklının inceliğiyle olsa gerek) çözüm bulmuştur. İskeleyi gece yakarak, köprünün yıkılmasını sağlamış ve böylece kocasının hayatını kurtarmış. Mimar da köprüyü tekrar inşa etmiş.
Toledo’nunbirçok sokağı Zocodover Meydanı’nda birleşir. Burada uygun bir yerde oturup kahvenizi yudumlarken, etrafta gezen şaşkın turistleri seyredebilir, yüz ifadelerinden kurdukları hayalleri ve düşündükleri şeyleri tahmin etmeye çalışabilirsiniz.
Toledo sokaklarında dolaşırken ilginç bir manzara sizi bekliyor olacak. San Juan de Los Reyes (San Juan Katolik Kralları Manastırı) duvarlarında birçok zincirin asılı olduğunu göreceksiniz. Güya Granada’yı Hıristiyanlar aldıkları zaman mahkûmbulunan Hıristiyan esirlerin kollarında ve ayaklarında bu zincirler asılı imiş. Özgürlüğüne kavuşturulan mahkûmların hatırası olarak buraya zincirler asılmış.
Toledo (Tuleytule) görülmeye belki de Madrid’den daha değer bir yer.

Kurtuba (Cordoba)
Kurtuba’dayız. Endülüs’ün kalbi burası. İlmî ve siyasî merkezi. Sokaklarında dolaşırken, Kurtuba Ulu Camii uzaktan tüm ihtişamıyla sizi karşılarken ve Roma köprüsünden geçerek şehre adım attığınız anlarda sanki bir zaman tünelinden geçip o atmosfere dalıyorsunuz.
Roma Köprüsü Guadalquivir (Vad’il Kebir) Nehri üzerine kurulmuş. Geçer geçmez Kurtuba Camii, tabi şu anda katedral olan Mezquita karşınıza çıkıyor.
I. Abdurrahman’ın yaptırmaya başladığı eser 880 senesinde depremde zarar görünce, III. Abdurrahman tarafından yeniden yapılmaya başlandı. 24bin m2’lik bir alana sahip. 20binden fazla kişi aynı andan namaz kılabiliyor. Camide 860 sütun bulunuyor. Bazıları çift kemerli olan sütunlar ziyaret edenleri etkiliyor.
Endülüs’ün düşmesinden sonra İspanyollar intikam hırslarını bu ihtişamlı esere de çevirmişler. Camide tahrip edilmemiş yer kalmamış. Bununla yetinmeyip o güzelim sütunlardan birçoğunu yıkarak caminin ortasına çok garip bir katedral inşa etmişler.
Bu katedralin yapılmasına izin veren Şarlken (V. Carlos) bile bu garabeti gördükten sonra hayretle, “Yapdığınız vahşeti görünce, size bunun için izin verdiğime çok pişman oldum. Dünyâda bir benzeri bulunmayan, bu güzel eseri böylece tahrip edeceğinizi bilseydim, size müsaade etmez ve hepinizi cezalandırırdım. Yaptığınız bu çirkin kilise, eşi her yerde bulunan adi bir binadan ibarettir. Hâlbuki bu haşmetli câmi’in bir nâzîrini yapmak imkânı yoktur”diyerek serzenişte bulunmuştur.
Tarık bin ZiyadKurtuba’ya yerleşmiş veburayı başşehir olarak kullanmıştı. Daha sonra Endülüs Emevi Devleti’nin başkenti de burası olmuştur.
Alcazar’de Los ReyesCristianos, yani Hıristiyan Hükümdarların Sarayıburada bulunuyor. Ferdinand ve Isabella buradan Müslümanlara karşı giriştikleri savaşı yönettiler. Sevilla’dakiAlcazar’dan etkilenmiş bir eser.
Kurtuba’daYahudi mahalleleri var. Juderia olarak isimlendirilen bu bölgede birkaç tane sinagog bulunuyor. Yahudi akaidini sistemleştiren İbn-i Meymun (Maimonides) buralı. Meşhur felsefeci İbn-i RüşdKurtuba doğumlu.
Kurtuba sokaklarında dolaşırken, bazı evlerin avlularında otururken eskilerin ne kadar zevkli insanlar olduğunu tekrar yâd ettim. Bu estetik ve zarafet belli bir medeniyet ölçüsünün nişanesi değildir de ya nedir?
Bu daracık sokaklar ve çiçeklerle süslü duvarlar insana ferahlık veriyor.
Kurtuba’da görme fırsatı bulamadığımız fakat sadece harabelerinin bulunduğunu bildiğimiz Medinetü’z Zehra Sarayı, III. Abdurrahman tarafından inşa edilmiş.
Kurtuba Üniversitesi Avrupa’nın ilk üniversitesidir. Paris Üniversitesi Kurtuba’dan sonra kurulmuş ve burayı model almıştır.

Granada (Gırnata)
İşte Endülüs’ün son kalesi, Müslümanların devletleriyle beraber yaşadıkları son mekân. Burayı gezerken okumuş olduğunuz hikâyelerin hüznünü bir kere daha hissediyorsunuz. Dile kolay, yaklaşık 800 senelik bir medeniyetin çöküşü burada zihninizde canlanıyor.
Gırnata (Granada) deyince aklımıza gelen ilk şey tabii ki muhteşem El-Hamra (Alhambr) Sarayı. Vakit kaybetmeden, şehirde oyalanmadan buraya geliyoruz.
(Bu yazıyı okuyacak olanlara özellikle bir tavsiyem var. El-Hamra için biletlerinizi mutlaka önceden, internet üzerinden alın. Bu basit mevzu gereksiz yere ızdırap çekmenize sebep olabilir. Tüm Endülüs seyahatinizi El-Hamra’yı ziyaret gününüze göre planlamalısınız.)
Ortaçağda inşa edilip ayakta kalmış muhteşem bir eser El-Hamra. Endülüs’ün haşmetli zamanlarında değil ama zayıfladığı, Ben-i Ahmer Devleti zamanında 1232 yılında inşa edildi.
Güzel ve geniş bahçeleri, Cennet-ül Arif (Generalife) bahçeleri eşsiz güzellikte. Saray aynı zamanda bir simetri ve matematik şaheseri. Her yerinde bu orantı ve simetriyi hissediyorsunuz.
Süslemeler ve birbiri ardına işlenmiş Yusuf suresindeki “La galibe illallah” ayet-i kerimesi insana her an kibirlenmemesini gerektiğini hatırlatıyor.
Sarayı gezerken göreceğiniz ve dikkat çeken en önemli unsur su. Suyu çok güzel ve etkileyici kullanmışlar. Cennet-ülArif’de merdivenleri çıkarken kenarlardan akan su sesi insanı dinlendiriyor.
Şehir ele geçirildikten sonra Granada Ulu Camii’ni yıktıran Isabella buraya Kraliyet Şapel’ini yaptırıyor. Gotik tarzda inşa edilen son İspanyol kilisesidir. Isabella, Ferdinand ve kızları Joanna ile damatları Philip’in mezarları burada. Kanuni Sultan Süleyman’ın dünyayı kendisine dar ettiği V. Charles (Carlos, Şarlken, Charles Quint olarak anılan kişi) Deli Joanna ve Güzel Philip’in oğullarıdır.
Şehir ele geçirildikten sonra yıkılmaktan kurtulan hiçbir yapı olmadı. İspanyollar bitmek bilmeyen kinlerini yüzyıllardır Avrupa’ya ilim öğreten Endülüs’ün kitaplarından da çıkarttılar. Plaza Bib-Rambla’da medreselerden ve evlerden topladıkları binlerce kitabı yaktılar.
Avrupa Kraliyet aileleri arasındaki ilişkileri merak edenler için küçük bir anekdot: Bu Isabella ile II. Ferdinand’ın en küçük çocukları Catherine, İngiltere Kralı VIII. Henry’nin karısıdır.
Isabella, KristofKolomb’a para ve gemi vererek keşfe gitmesini burada istemiştir. Zaten İspanyollar ve Portekizliler dünyayı biz keşfettik havasındalar. Bu sebeple, meydanlarda bu kâşiflerin heykellerini görmek mümkün. GranVia Caddesinde, Kolomb’unIsabella’dan yola çıkış belgesini aldığı ânı hikâye eden heykel bile bulunmaktadır.
Granada’daAlbayzin sokaklarını ve evlerini görmekte fayda var. Buradan hem gece hem de gündüz el-Hamra Sarayı’nın manzarası bir farklı oluyor.
Albayzin’in daracık ve dik sokaklarını sadece yürüyerek gezebilirsiniz.Sanki Ortaçağ Endülüs’ünde dolaşıyormuş gibi hissedersiniz kendinizi. Evlerin sokağa bakan cephelerindeki çiçeklergezinize ayrı bir güzellik katıyor.

Sevilla (İşbiliye)
Sevilla İspanya’nın en büyük şehirlerinden birisi. Guadalquivir (Vadi-ül Kebir) nehri kenarında. Endülüslüler şehre İşbiliyye ismini vermişler. Burası Endülüs’ün ilk başşehri.
Sevilla’dakiİşbiliyye Ulu Camii’nin minaresi La Giralda bütün haşmetiyle ayakta. Hıristiyanlar yönetimi ele geçirdikten sonra, camileri yıkıp yerine katedral inşa ediyorlardı. İşbiliyye Camii de yıkılıp yerine Santa Maria Katedrali inşa edilmiş. La Giralda şimdi çan kulesi olarak kullanılıyor. 94 metre yüksekliğindeki minareye önceden atla çıkılabiliyormuş. Caminin diğer bir özelliği ise dünyanın en büyük mihrabına sahip olması.
Ve Alcazar. Plaza del Triunfo yani Zafer Meydanı’ndan geçerek Alcazar’a ulaşıyorsunuz. Arapça El-Kasr’dan gelen isim Sevilla’daki büyük sarayın adı. İlk önce Muvahhidun hükümdarlarından Ebu Yakup Yusuf tarafından yapılan saray 14. yüzyılda yıkılmış. Yerine şu anki Alcazar yapılmış. Sarayda göreceğiniz “La ilahe illallah” yazıları sizleri sakın şaşırtmasın. Kastilya-Leon Kralı I. Pedroorijinalini de muhafaza ederek sarayı yeniden yaptırmış. Endülüslü mimara yaptırdığı sarayda İslam sanatının izlerini her yerde görebiliyorsunuz.
Alcazar ile El-Hamra arasında benzerlik de hissediliyor. Her iki saray da Medinetü’l-Zehra‘dan esinlenerek yapılmış.
Meşhur dizi Game of Thrones’da gösterilen Dorne sarayı aslında bu Alcazar’dır.
Alcazar Sarayı ve Santa Maria Katedrali arasındaki hoş meydandan, faytona binerek güzel bir Sevilla turu yapılabilir.
1929 yılında yapılan bir fuarda İspanya’yı temsil eden yapı Plaza de Espana’dır. Bahçesinde ve etrafındaki küçük nehirde hoşça vakit geçirilebilir. Faytona binerseniz burada biraz durmasını isteyebilirsiniz. Her sütununda İspanya şehirlerini temsil eden resimler var. Endülüs mimarisinin izlerini bu yeni sayılabilecek yapıda bile görebilirsiniz.
Torre del Oro’ya (Altın Kule) çıkarak Guadalquivir nehrini seyredebilirsiniz. Burası Alcazar’ın surlarının bir parçasıymış. Güvenlik amacıyla Muvahhidler zamanında yapılmış. Buradan dünyanın en uzun tek parça köprüsünü de görme imkânınız olacak.
Sevilla aynı zamanda Flamenco’nun merkezidir.

dd-34-endulis divanyolu-34-baski-82 divanyolu-34-baski-84 divanyolu-34-baski-85 divanyolu-34-baski-86 divanyolu-34-baski-87 divanyolu-34-baski-89 divanyolu-34-baski-90 divanyolu-34-baski-91 divanyolu-34-baski-92 divanyolu-34-baski-95 divanyolu-34-baski-96 divanyolu-34-baski-97 divanyolu-34-baski-100 divanyolu-34-baski-101 divanyolu-34-baski-102 divanyolu-34-baski-104 divanyolu-34-baski-105 divanyolu-34-baski-106 divanyolu-34-baski-107 divanyolu-34-baski-108 divanyolu-34-baski-109 divanyolu-34-baski-110 divanyolu-34-baski-112 divanyolu-34-baski-116 divanyolu-34-baski-117

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir