Ağabeyim S. AHMET ARVASİ

Arvasi Hocanın büyüdüğü
ve yetiştiği aile ocağının
bir ferdiyim. Kendileri altı
kardeşin baştan ikincisi, ben
ise sondan ikincisi ve sekiz
yaş küçük biraderiyim.
İsmim Halit Bahadır Arvas.

Küçük yaşlarımızda birlikte geçirdiğimiz
günler, bize göre kısa bir
zaman süresi içinde sona ermiş sonrası
hepimiz ayrı ayrı yerlere dağılmışız.
Lakin kaderin garip bir cilvesi
diğer kardeşlerime nazaran ağabeyle
yollarımız hep çok özel ve önemli an
ve hadiselerde kesişmiş, onun hayatındaki
birçok hususi hatıraları paylaşmak
da bana nasip olmuştur.
Arvasi’nin hayatı, düşünceleri ve
birçok nitelikleri; gerek eserlerinde
ve gerekse hakkında yazılan birçok
yayında geniş biçimde yer almaktadır.
Bu nedenle, özellikle Arvasi
Hoca’nın sadece bilinmeyen veya
pek az bilinen, duyduğum veya bizzat
şahit olduğum bazı özel olayları
aktarmaya çalışacağım.
Ama önce ecdadımızın Anadolu’ya
gelişleri, Arvas Dergâhının kurulması
ve Arvasi Hocanın mensup olduğu
Bayazıt Arvasileri Kolunun
Bayazıt Sancağına yerleşmeleri hususlarında
kısaca hatırlatmalar yapmak
istiyorum.
ECDADIMIZ
1390 TARİHLİ ELYAZMASI
Bu konu ile ilgili bilgilerin bir kısmını;
ecdadımızdan Seyit Hacı Kasım
Bağdadi’nin oğlu Seyit Haydar
Bağdadi’nin Miladî 1349’da yazdığı el
yazması kaynaktan öğrenmekteyiz.
33 sayfalık bu eserde: Seyahatname,
İcazetname, Şecere ve Bazı Vasiyetleri
Havi çok önemli bilgiler bulunmaktadır.
Bu kaynaktaki bilgilerin üzerinde
Abdülkadir Geylani Hazretlerinin
onay mührü bulunmaktadır.
Arvasi’lerin nesep silsilesi, Ehl-i
Beyt’in 8. imamı İmam Ali Rıza
Hazretlerine dayanmaktadır. Bu
hususu belgeleyen ve teyit eden, birçok
güvenilir ve saygıdeğer kaynaklar
bulunmaktadır.
ANADOLU’YA ATILAN
İLK ADIM
Miladi onuncu asırda, ecdadımızdan
Seyit Abdülaziz Bin Nizar komutasındaki
40 serdengeçti Güneydoğu
Anadolu’daki Bizans’ın sınır
kalelerinden Şirvan’ın Nivin (Tatlı
Payam) köyünün takriben beş yüz
metre kuzey batısında ve küçük bir
tepe üzerinde yer alan Şirvan Kormas
(İncekaya) kalesinin çevreyi çok
rahatsız eden ve şikâyet konusu olan
kilise çanını susturmak ve büyük
bir şato görünümündeki, küçük bir
tepe üzerinde inşa edilmiş bu kaleyi
fethetmek üzere saldırıya geçerler…
Kale ani bir baskınla fethedilip kilise
çanı parçalanır. Kırk cengâverden
otuzu bu gazada şehit olur. Seyit Abdülaziz
de şahadet payesine erenlerdendir.
Kabri Ashabı ile birlikte
Pay’daki yolun kenarındadır. Pay köyünün
bugünkü adı: Taşyaka’dır.
ANADOLU’YA YERLEŞME
Bu olaydan yaklaşık 4 asır sonra
Moğol Hanı Hülagü’nün Bağdat
Diyarını istilası ve eşine az rastlanan
kıyım ve tahribat sonrası Seyit
Abdülaziz bin Nizar’ın torunlarından
Hacı Kasım Bağdadi, ailesi ile
birlikte miladi 1297 yılında Bağdat
Şehrini terk eder. Aile uzun süren
yolculuklarını, önce Musul sonra da
Urfa yoluyla, Hazro üzerinden dedesi
Şehit Abdülaziz’in mezarının bulunduğu
Şirvan Sancağının Pay köyü’nde
sona erdirir. Burada yerleşir.
Fıtratı gereği kısa bir sürede “ilim ve
irşatla” meşgul olunacak bir mekân
oluşturur ve tedrisata başlar.
Bu arada Eyalet Beyleri İsa ve Şeref
Han’lar kendilerinin ziyaretine
gelip, bölge ahalisine yapılan hizmetlerinden
dolayı, memnuniyetlerini
belirttiler. Seyit Kasım’a Envin
(Tatlıpayam) ve Pay (Taşyaka) köyleri
havalisinde arazi verilerek bir
vakıf halinde hizmetlerinin devamlılığını
tescil ettiler.
ORHAN GAZİ İLE GÖRÜŞME
Ayrıca yukarıda bahsi geçen Seyahatname
isimli eserden: Hacı Kasım
Bağdadi Hazretleri’nin Pay Köyünden
iki evladı ile birlikte bir süreliğine
ayrılarak Bursa’ya gittiği ve Sultan
Orhan Gazi ile görüştüğü, altı ay
süre ile de Bursa’da misafir kaldığını
anlamaktayız.
(Kanaatimizce, Osmanlı hanedanının
seyitlerle buluşması ve görüşmesi
safhası ilk defa bu dönemde
başlamıştır.)
HAKKÂRİ DÖNEMİ
Seyit Kasım Pay havalisinde yirmi
yedi sene kalarak çok sayıda âlim ve
veli yetiştirdi. Seyit Kasım bu meşguliyette
iken Urfa’da müftü ve müderrislik
hizmetlerini yürütmekte
olan oğlu Seyit Molla Muhammed
de babasının yanına geldi. Babasının
ilim ve irfanından beş yıl süreyle nasiplendi.
İyi bir ilim adamı durumuna
geldi. Babası kendisine ilim için
icazet, irşat için hilafet verdi.
Seyit Muhammed babasından
icazet aldıktan sonra, izin isteyip
Hakkâri tarafına gitti. Bir süre sonra
Hakkâri Beyi İbrahim Han’la tanıştı.
Han Seyit Muhammed Veli’ye
gereken hürmet ve itibarı gösterip,
kendisi de onun tedris ve terbiyesine
girdi. Bir müddet sonra kendilerini
kızı Fatıma Hatun ile evlendirdi.
ARVAS KÖYÜNÜN TEMELİ
Seyit Muhammed Hazretlerinin
arzusu üzerine İbrahim Hanla birlikte
tedris ve irşat ile meşgul olunacak
bir mekân için münasip bir
yer aramaya çıktılar.
Çevrede birçok yeri gezdikten
sonra, şimdi Van vilayetine bağlı
bulunan Bahçesaray (Müküs) kazasının
güney batısında yer alan
Arvas Dağı’nın eteğindeki vadide
karar kıldılar.
İbrahim Bey ile birlikte, 14 Mayıs
1339 tarihinde Arvas köyünün temelini
attılar.
Kısa zaman içinde bir ev, bir dergâh
ve bir de medrese yapıldı. İnşaat
çalışmaları esnasında ikisi de
sırtlarında taş taşıyıp, halen mevcut
olan iki katlı caminin inşasına yardım
ettiler.
İbrahim Bey Hakkâri’ye gitmeden
önce Arvas ve çevresini Arvas Dergâhına
vakfetti.
kütüphane
kurdurdu. Birçok kanaldan
kitaplar getirtilerek meşhur Arvas
Kitaplığının kurulmasına önayak
oldu. (Asırlarca çevreye hizmet veren
bu kütüphane, Birinci Cihan
Savaşı işgalinden ve tahribatından
nasibini almış ve Ermeniler tarafından
yakılmak suretiyle imha
edilmiştir.)
Seyit Muhammed’in; değişik iktidarların,
bozuk inançların ve cehaletin
hüküm sürdüğü bu bölgeyi tedris
için seçmiş olması kararında önemli
bir isabet bulunmaktadır. Ölünceye
kadar tedris ve irşat ile ahaliyi İslami
inanç doğrultusunda aydınlatmaya
ve birleştirmeye çalışması ve bunda
başarılı olması; din, devlet, millet
ve insanlık adına övgüye değer çok
önemli bir hizmettir.
ŞARKTAKİ KUTUP
Seyit Muhammed’in burada tedrisi
ve irşadı ile Arvas Dergâhı, şarkın
din namına hizmetlerin yürütüldüğü
önemli bir kutup haline gelmiştir.
Bu nedenle Molla Muhammed
Veli Hazretleri, “Kutup” unvanı ile
meşhur olmuştur.
İrşadı çok geniş bir alana yayılmış
ve Türkistan/Buhara’dan Şemseddin-
i Buhari Hazretleri de oradaki
çalışmalarını bırakıp, Arvas’a gelmiş
ve Muhammet Velî Kutup Hazretleri’nin
talebesi olmayı şeref bilmiştir.
Ömrünün sonuna kadar da
Arvas’ta ikamet etmiştir.
Şemseddin Buhari Hazretlerinin
Kabri, mürşidinden yirmi metre kadar
mesafede, asırlık badem ağaçları
arasındadır.
divanyolud 31 seyid ahmet arvasi divanyolud 31 seyid ahmet arvasi1 divanyolud 31 seyid ahmet arvasi2 divanyolud 31 seyid ahmet arvasi3 divanyolud 31 seyid ahmet arvasi4

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir