Âh Mine’l Aşk

11 Mart 2018

Korhan Kandemir

Aşka dair hep bir şeyler yazıldı, bir şeyler söylendi ve yaşandı. ‘Aşka dair’ dedik ama neydi aşk? Nasıldı ve neye, kimeydi bu tarifi olmayan, lakin içten içe çağlayan, insanın aklını başından alan, dağlara, çöllere kafa tutturan? Yunusça söyleyiversek; “Aşk gelicek cümle eksikler biter.” Gelince tüm eksikleri bitiren, gelmediğinde adamı yarım koyan, ham bırakan  bu duygu şimdilerde hepimizin ağzında… Öyle ya herkesin ağzında olduğu için tarifinde de bocalar olduk. Aşk hakikaten aranıp bulunacak, tarif edilecek bir şey miydi yoksa içine düşülecek, kendini içinde bulabileceğin bir şey mi? Kim bilir?

Hani diyordu ya Taşlıcalı Yahyâ Bey:

Kaşkî sevdiğimi sevse cümle halk-ı cihân

Sözümüz cümle hemân kıssa-ı cânan olsa

“Benim sevdiğim yâri keşke cümle âlem sevseydi, yeryüzünde bütün konuşulan mevzu o yâr olsaydı. Ondan başka bir şeyin sözü, konusu geçmeseydi hiçbir mevzuda. Bütün hikayeler, kıssalar ona dair olsaydı ne çıkardı ki bundan?”

Bundan öyle çok şey çıkardı ki… Bir Allah dostuna gönül veren aşığa sormuşlar: “Ne buluyorsun bu adamda, neden sürekli onun yanında bulunmak istiyorsun” diye.

Demiş ki: “Siz neden bahsediyorsunuz a şaşkınlar? Eğer yeryüzünde herkes, biz gibi ona gönül verseydi, kurt kuzuyla otlardı… Gül bile dikeninden cevr ü cefâ görmezdi…”

Yahya Bey’in bahsettiği yâr herhalde bizim bahsettiğimiz yâr değildir…

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir