Aşk Olsun

8 Temmuz 2015

İşler iyice karıştı, aşk olsun…
Olsun, bu gün konumuz aşk olsun. Aşkımız,
sevgimiz, kıymetli, özel olsun.
Siyaset akrep kazanı olmuş, kaynıyor. Akılları
tilkiler basmış, karıştırıyor. Gönüller bulanmış,
yürekler sallanıyor.
Aşkın sırası mı mirim, demeyin ne olur.

*
Aşkın sırası mı olur.
Ne oluyorsa kaos adına, aşk olmadığından. Ne
olması gerektiği gibi olmuyorsa, aşk olmadığından…
Analar, babalar, bacılar, hayat aksın, yaz olsun,
kış olsun, hastalık olmasın, sağlık olsun ama ille
de AŞK olsun.
*
Mevla aşk ile yarattı âlemi. Aşk ile bezedi.
İçinde Rabbi’nin aşkı olmasa, gül kokar, bülbül
öter, bulutlar süzülür, güneş ısıtır mıydı? Kullarını
aşk ile yaratmış olmasa, bu kadar arsızlığa,
edepsizliğe rağmen, rahmet, bereket, huzur yaratır
mıydı?
Âlemin zerresinin nizamı aşk. Enerji kaynağı
aşk. Nimetin özü, sebebi hikmeti aşk.
Aşk Olsun
O zaman; neden insanda bu kadar az, bu kadar
kısır, diyeceksiniz aşk. Akıl aşkı bitirdi. Ölçüler
ve bireysellik sevdası, egoları şişirdi.
Aşk benliğini eritmekle olur. Oysa benliğini
şişirmek, beslemek, putlaştırmak esas oldu.
Bencillik eskide kaldı, masum bebeler, tazecik
çocuklar bile narsist. Kimse kılına dokundurmuyor.
Kimse fedakârlık yapmıyor. Bütün hesaplar,
kişisel çıkarlar için. Rabbena, hep bana!..
*
Matematik hesabı yapılıyor; çıkar ölçüleri kaç
gram fazla çekiyor, kâr nerede başlıyor, nerede
son buluyor!..
Karşılık bekleyerek sevilse edebiyat olur muydu;
sayısız şarkı söylenir, kitaplar dolusu şiir yazılır
mıydı? İncecikten yağan kar, Elif Elif der miydi.
Birini seviyorsan, sınırsız seveceksin. Ne yüreğine
sınır koyacaksın, ne sevdiğine. Dilediği
kadar gezinip, dilediği zaman gidebileceğini bilecek.
Aşk sahip olmak veya olunmak değil. İnsanı
hayvanla eşit olan, hırs ve hırçınlıktan kurtaran
ona seviye kazandırıp, yükselten öğreti…
*
Zamane gençliği aşkı bilmiyor.
Aşk günümüzde fiziksel tatmin olarak algılanıyor.
Anne sevgisini bile menfaat olarak düşünüyorlar.
Kendi duygularını tatmin için sevdiğini
savunuyorlar.
Sevmeyi, sevdiği için erimeyi, nasıl hissettireceğiz
gençliğe. Bedenlerinden öteye nasıl geçireceğiz.
Bir karış ekrandan, uzaklara uzanıyor dünyanın
çizgileri, nasıl çevireceğiz gözlerini?..
*
Gönül, boş bir arazi, her heves ve duyguda tohumlar
atılır. Her heyecan ve coşku yağmur olur.
Her ümit ve gayret güneş olur. Gönül arazisi,
muazzam irem bağı, gülistan olur. Gönül gözün
esiridir, sevda gözün eseridir.
Güzelliği yaratan da, güzele sevgi yaratan da
Mevla.
İçinde inanç ve iman olan teslimiyeti bilir, kendini
geride bırakmak sevdadır, kendinden önceye
koyabildiğin aşk.
Akıl gönülden korkar, sınırları kaldırdığı için,
menfaatten geçip fedakarlığa taşıdığı için. Her
sevgide akıl titrer, telaşlanır. Varlığını talan edecek,
küçülüp kaybolacak sanır. Çünkü akıl somut
olanla sınırlıdır, ötesine geçemez. Gönül ruh
enerjisiyle sınırsız gezinir ve verdikçe sundukça
büyür. Işık olur, aydınlatır. Zamana sığmaz,
mekânı kuşatır.
Aşk ruhun işidir. Bedeni katarsan bozulur.
Aşk aklı etkisiz kılar, aklı devre dışı bırakamıyorsa
aşk değildir.
*
İçine bakmalı kalplerin, neyin hükmünde. Ana
kumanda da ne oturuyor. Kendisi varsa insanın,
o kalp asla gönül olamıyor.
Aşkı bedene indiren de kalplerin sahibi.
Her kötü söze hazır bir cevap bulan insanın, seni
seviyorum’a cevabı yoktur. Beyin yüksek tempoda
çalışır, ısınır, zorlanır. Ne istiyor acaba? Korkutuyor
bile sevgi sözcüğü, acaba benden ne istiyor!
Sen seviyorsun ya, muazzam mükemmelsin ya o
da sevmiş işte. Yok, afallar kalır!
Aşka çok mesafe var daha; sevgiyi bile unutmuş
insanlık…
“Bir şey istemiyorum senden, varlığın mutluluk
veriyor bana, haberin olsun istedim”dir sevgi.
*
En büyük cimri, içinde Allah’ın yarattığı sevgiyi
saklayıp, söylemeyendir, buyurmuş, efendimiz.
Cimrilik etmeyelim…
İnce bir sınırı var; ya kendinle coşturursun yüreğini,
dert olursun milletin başına, ya kendinden
geçersin, sevda ile taç olursun milletin ruhuna.
İçine bakmalı kalplerin, ayıklayıp temizlemeli
niyetleri.
Niyetler geleceğimizi, sevgiler ve istekler de bizi
oluşturur.
Sık sık gözden geçirmeli, hayra dönüştürecekse
halimizi, listenin başına çekelim sevdiğimizi.
*
Sevelim, ille de sevelim. Kendimiz olmadığımız
sürece sevdiğimiz, aşka taşımaktan korkmayalım.
Milletlerin başına gelen felaketler, vatanları parçalayan
fitneler, huzuru bozan karmaşalar sadece
kendine âşık, başkalarına kapalı yüreklerin
eseridir!
Çeri çöpü sevelim, içimizdeki vahşi hayvanları,
sevgi ile evcilleştirelim de kimsenin başını yakmayalım.
*
Hitler’i gördü insanlık, kendine ve ırkına tutkusuyla.
Nerelere ulaştığını kan ve gözyaşı selleri
ile yaşadı. Kaddafi vardı, Cenneti burada yaşamak
için, kendi milletine Cehennem yaşattı.
Mevlana hazretlerini tanıdı insanlık, kendinden
başkasında var olmayı, şartsız sevmeyi anladı.
Hazreti Yunus’u yaşatan, bu zamana taşıyan
kendini unutması, aşka dokunmasıydı. Hoş görü
ve anlayış sembolü yaptı onu beklentisiz sevgisi.
*
Ölüm ensemizde ılık rüzgârını estiriyor. Derdinde
olduğumuz dünya sadece nefeslerimiz sayısınca
bizim. Ömür, kontörü bir kere dolduruluyor,
telafisi yok!
Mezarda kendimize ayıracak çok vaktimiz olacak,
aşka ulaşmadan, sevdayı hissetmeden ayrılmayalım
bu dünyadan;
Saman çöpü gibi boş ve faydasız!
Ben kapısı karanlığa açılır, seni alır çıkmazlara
çağırır,
Aşk iklimi aydınlığı yaşatır, seni böler âlemlere
dağıtır.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir