Dünyaya Dağılmış Türkçe

Ayşe Göktürk Tunceroğlu Dünyanın dört bir yanındaki Türk diyarlarında Türkçe’nin kullanım farklılıkları ile karşılaşmaya bayılıyorum! Moldava’nın Gagauz Özerk Bölgesi’nde bir markete girdim. Camekânlı tezgâhın ardındaki beyaz önlüklü iki hanımdan birine […]

» Read more

SUDAN ESERLER

“Âbide” deyince, “anıt” deyince mermerden, tunçtan, taştan heykeller anlarız en çok. “Âbide” hacimli, enine boyuna, katı, sert bir şeydir! Bir şahsı canlandıran heykeller olabilir veya bir olayı canlandıran klasik yahut […]

» Read more

ATMAYIN!!

“Galat-ı meşhur lügat-ı fasihten evlâdır.” demişiz, Mecelle’ye de yazmışız, örneklerini de vermişiz. Meselâ… Evrak, eşya, akraba, evlâd… Arapça gramere göre aslında çokluk halinde kelimelerdir; biz bunları Türkçe’ye almışız, kendi malımız […]

» Read more

ŞAPKALAR VE BAŞLAR

Dünyanın ortası neresi?” diye sormuşlardı Nasreddin Hoca’ya. Hocamız “Eşeğimin şu ayağının bastığı yer” demişti. İnanmamıştı duyanlar, da; “Ölçün o zaman…” diye meydan okumuştu Hoca.

» Read more

MİTAKUYE OYASİN

Mitakuye oyasin!” Lakota kabilesi dilinden. “Biz hepimiz akrabayız!” “Biz” derken kasdedilen bütün insanlar, hayvanlar, kuşlar, böcekler, ağaçlar, çiçekler, dağlar, taşlar, ırmaklar, göller, vadiler…

» Read more