Aidiyet huzûru

İnsan hep mi bir arayış içinde! Belki de… Ama bu arayışın merkezi, odak noktası “Doğru İman” olmalı bence…

Malatya’m, güneşim… Bulunmaz eşin!

Suyu sert, insanı mert şehir”dir Malatya… Türkümüzde bile “Malatya Malatya bulunmaz eşin” denilir ama melodilere kapılıp gitmeden; baharda bembeyaz bir şehir örtüsü haline gelen kayısı çiçekleri, Kernek’i, Battalgazisi, takır tukur […]

Gönül Çalab’ın Tahtı

Yunus Emre’nin gönle ve insana attığı bakışı anlamaya çalışınca; payımıza düşen hazineyi bulup çıkarabilmek belki o kadar da zor değil…

Mutluluk Yanımda

Gerçeği aramak ve ona yaklaşmak her daim esas olmuştur ve yine ‘bilgi kirliliği’ denilen kavram bu yüzyılda hayatımıza girmiştir. Öyleyse hemen bir soru gelsin bakalım: Yüzyılın en önemli problemi nedir?

Kayısı Açılımı!

Dost Meclislerinde, ikili değerlendirmelerde, programlarda, velhasıl artık her yerde kayısı ve bilumum ürünleri konulu konuşmalar kâbusum oldu… Söz değil, gelişme yani programlı hareket lazım, neden aynı şeyleri konuşup duyuyoruz ki […]

Dünyamız ve Açlık…

Etrafımıza şöyle bir baktığımızda açlıktan ölen ya da yoksulluk sebebiyle hayatını kaybeden kişiler görebilmemiz çok şükür ki zor…

Yağmurla Gelen Gökkuşağı …

Seçimler… Hayatın anlamı değil mi? Zaman akarken, yollardan birini seçmek ve devam etmek… Ne zaman nerede ne olacağını bilmeden! Ömer Hayyam bir rubaisinde diyor ya:

Şair ve Şiir

Bir insanın mısralarda ete, kemiğe, bedene bürünmesi; duygu ve düşüncelerini hissedebilmesidir şiir, belki de. Birkaç kelimeyle kalbe dokunabilmek ve birkaç mısrayla ne çok şey söyleyebildiğini fark edebilmek biraz da…

Bal, Maldia, Malatya

Malatya denildiğinde bir yanı Beydağları bir diğer yanı Fırat Nehri ile bambaşka bir coğrafya ve sıcacık, insani bir iklimin bizleri karşıladığı kadim toprakları görmek, hissetmek ve yaşamaktır; kalbimize, zihnimize ve […]

Parmak İzi Gibi Farklı, Kalplerimizce Yakın

Seçimlerimiz, hayatın anlamı değil mi? Zaman akarken yollardan birini seçmek ve devam etmek… Ne zaman, nerede, ne olacağını bilmeden! Çoğu zaman farkına varamadığımız güzellikleri yaşıyoruz ve hayat böyle geçip gidiyor […]

İşte Mutluluk!

Mutlu olmak için mutlu oluyorsun ve kaybediyorsun… Mutluluk galiba yanlış anlaşılıyor, ne dersin? Bu durumun doğrusu var mıdır? Ya da nasıl doğru anlaşılır? Analizlere, istatistiklere bakıldığında dönem dönem gayet mutluyuz… […]

Eleştiri neydi?

İnsanların birbirlerinin hayatlarına zarar vermeden bir şeyler yapmaya ne kadar hakkı varsa, birbirlerini eleştirmeye de aynı oranda hakları var mıdır?

Şükrediyorum…

“Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında… Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak, nefrete, […]

Bir Melodi Hikâyesi

İnternette dolaşırken bazen harika bir imkânla karşılaşıyor… Bunun mutluluğunu sürerken, bazen de her şeyin bu kadar sanal, bu kadar teknoloji esareti altında olması gibi sebeplerle kasvetli anlar yaşamıyor değiliz…

Yaz Yağmuru Demişler…

Köydeyim, şehrin gürültüsünün, hızının ve renginin dışında… Yaz yağmurlarının ardından Eylül de ortalığı silip süpürecek bir ıslaklıkla geliyorum der gibi…

Şafak Vakti…

Adımlarınız, düşünceleriniz, hayatınız nerde? Uyudunuz ve uyandınız. Kulağınızda yaşadığınız şehrin sesi, burnunuzda evinizin kokusu;

Yaşamaya Cesaretiniz Varsa!

Köydeyim, şehrin gürültüsünün, hızının ve renginin dışında… Yaz yağmurlarının ardından Eylül de ortalığı silip süpürecek bir ıslaklıkla geliyorum der gibi… Ağustos, yağmuruyla daha bir bakılası ve daha sarı, daha güneş… […]

Kırmızı Çizgiden Geçiş

Bazen pat diye bir şey düşer aklına. Tanıdık bir bakış, güzel bir his… Derken sevdiğin insanların hatırasını çekersin içine derin bir nefesle birlikte… O sesi ne kadar çok sevdiğini de […]

Çevirmeden Dönmüyor

Coşkulu yaşamayı sevmek şımarıklık mıydı, uçarılık mıydı, yoksa bilgelik mi? Cevap, kişiye göre değişse de;

Ne Güzelmiş Meğer …

Bir kitap okudum hayatım değişti derler ya bazen… Ben henüz öylesine denk gelmedim ama sayfalarını karıştırdığım bir kitapta aynen şöyle yazıyordu:

Yel değirmenlerine karşı…

Her defasında aynı şey oluyor. Ne zaman İlhan İrem’den Don Kişot’u dinlesem içimden bir ses “doğru” diyor. Yel değirmenlerine karşı Don Kişot muyum?..