Ayrılık hasreti kâr etti cana…

29 Ocak 2018

Cüneyt Çolak

Hasan’ın en yakın arkadaşıydı Mehmet. İki yıl önce Almanya’ya işçi olarak gitmiş, şimdi de yıllık iznini kullanmak için memleketine gelmişti. Hasan bu kıymetli dostuna hoş geldin demek için ziyarete gitmişti bugün.

Sohbet muhabbet derken vaktin nasıl geçtiğini anlamamışlardı. Hele bir de, can arkadaşının gurbetten kendisine getirdiği hediyeyi görünce ne çok sevinmişti Hasan.

Evinin önüne geldiğinde akşam karanlığı iyice çökmüştü. Kapıyı hafifçe vurdu. Karısı Hanife elindeki örgü işini yanındaki minderin üzerine bırakıp koştu kapıyı açmak için. Kocasının elinde tuttuğu şeyi görünce çok şaşırmıştı:

“Hayırdır Efendi bu da ne?”

“Mehmet Almanya’dan getirmiş, Alman malı bir radyolu kasetçalar.”

Sevinçle içeriye geçtiler. Hanife’nin çok hoşuna gitmişti bu hediye. Eskiden babasının da radyosu vardı, ama kasetçaları ilk defa görüyordu. Üstelik içinde bir de kaset vardı. Belli etmemeye çalışıyordu ama, Hasan fişi prize takarken heyecandan neredeyse elleri titriyordu. Düğmeye bastıklarında bir türkü çalmaya başlamıştı:

“Ayrılık hasreti, kâr etti cana / Seher yeli sevdiğimden bir haber…”

Türkünün acıklı sözleriyle dalmış gitmişti Hanife. Bittiğinde derin bir iç çekti:

“Ne hoş bir türküymüş…”

Hasan Hanife’sinin türküyü beğendiğini duyunca başa sardırıp tekrar takrar dinletti. Ta ki yatıncaya kadar.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir