Ayşe Nene

16 Aralık 2014

Ömür dediğimiz şey: “Bir dalda
kuru yaprak, son durak kara toprak.”
demişlerdir.
Yoksa siz duymadınız mı Mustafa
Dede’nin feryadını?
“Haticem gidince” diyordu bir
kameraya bakıp da gözyaşlarını
dökerken:
– Hatice’m gedince ben de böyle
mecnun oldum.
Bir de ağıt yakışını duymalıydınız:
Tur eyledim dağları, yaylaları /
Sordum çiçekler ağlayı ağlayı / Hatice’m
de yaylalarda yoğ imiş…
Ama benim asıl anlatmak istediğim
başka;
Ayşe nenenin 105 yıla sığmış
ibretlik hayat öyküsü… Onun böyle
çekilmiş bir klip sahnesi yok. Ama
İbret-i âlem; gıpta edilecek, bayramda
eli öpülecek bir pîr-i fâni
Ayşe nene… Bugün tamı tamına
105 yaşında. Fakir, yoksul, iki
göz odalı bir köy evinde yaşar. Farzı muhal
onunla yeni tanışıyor olsanız veyahut akrabalarından
biri ziyaretine gitmiş olsa; hemen
malumat ister başka birinden. Ve sorar:
“Bu namaz kılıyor mu?”
Cevap “evet” ise hemen gülümser ve bir
çocuk gibi sevinir… Ve dualar, demet demet
dökülür bal şerbeti ağzından…
Yıllar önce, Erdoğan ilk başbakan olduğunda,
akrabaları ileri geri konuşmuşlar.
Ayşe Nene hemen “O namaz kılıyor mu?”
diye sormuş. “Evet” cevabı alınca da “Şükür”
diye mırıldanmış…
8 yaşında namaza başlamış olan bu neneye
baktığınızda, sanırsınız ki bir evliya kokusu
gelir köy evinin bahçesinden.
“Kimdir?” “Kimlerdendir?” diye soracaksanız,
şu kadarını söylemekle yetinelim:
Yanımda çalışan bir kardeşimin nenesi…
Geçen sene avluda düşüp kolunu kırınca
alçıya almışlar. Ve bir gece vakti, tüm itirazlara
rağmen “abdest alamıyorum” diye, kolundaki
alçıyı gizlice kesmiş, çıkarıp atmış. Ve
maalesef kolu yanlış yerden kaynamış, şimdi
eğri büğrü duruyor…
Bir ayağını da abdest almaya giderken
kırmış. Artık ayakta duramıyor, nefes almakta
zorlanıyor ninemiz. Buna rağmen bu yaz
30 gün boyunca hiç aksatmadan Ramazan
orucunu tutmuş.
“Yapma dayanamazsın, hastalanırsın, bak
ölürsün” demişler ama dinletememişler Ayşe
Nene’ye.
Ayşe Nene hallerini kimseye açmaz; ser verir
sır vermezmiş.. Fakat torunu ne zaman ki,
bizim kıymetli kitaplarımızı okuyup namaza
başlamış; işte o zaman ona olan muhabbeti
artmış ve onunla hasbihal eder olmuş.
Bilhassa ondan Ayetel Kürsi’yi ezberlemesini
isteyip dururmuş…
Ve bu duanın ehemmiyetine binaen başından
geçen bir hadiseyi ona anlatmış:
Şimdi Ayşe Nene’den dinleyelim:
“Bir vakit, çok fakirlik çekiyorduk…
Kimseden de bir şey istemiyor, sadece Cenab-ı
Allah’a sığınıyordum. Ayetel Kürsi duasını
ağzımdan hiç düşürmüyordum…
Bir müddet sonra ise rahata kavuştum. Allah’ıma
hamdettim. Çünkü duam kabul olmuş
ve hiç istemeden, oğlum para bırakmaya başlamıştı.
Ben de her gün, divan üzerine konan
bu para ile geçimimi sağlamaya başladım.
Amma, sonradan öğrendim ki oğlum
divana hiçbir zaman para bırakmamış. O
para nasıl geldi, divana kim koydu; bunca yıl
geçti aradan, hala anlayamadım… Hiç düzenli
gelenim yoktu ki! Oğlum da öyle!.. Fakat para
tam vaktinde gelirdi… Bittiği zaman… Ayetel
Kürsi’nin fazileti böyledir işte…
Allah kulunun muhakkak imdadına yetişir!
Sen de ezberle ve bu duayı her gün oku!”
Bunları dinledikten sonra “Hadi gidiyoruz”
dedim mesai arkadaşıma…
Gittik, başka bir şehirde elini öptük, duasını
aldık ve karşı odada namazı kıldık…
Namazı bitirip de döndüğümüzde; ileriye
doğru biraz uzanmış ve sevinçle bizi bekliyordu.
Ve şöyle dedi: “Az önce buraya melekler
yağdı. Siz gördünüz mü?”
Ne de olsa, onun adı Ayşe Nene.
Bir kolunu namazdayken kırmış; bir ayağını
ise abdest alırken…
105 yaşında 30 gün hiç aksatmadan orucunu
tutmuş…
Ayşe Nene sanki sekerat anını yaşıyor
gibiymiş.
Efendimiz’in ismini sayıklıyor.
“Okudum, beğendin mi?” diyormuş…
Bir ara; “Dün gece Ebu Bekr Efendimiz
geldi Ömer Efendimizle. Getirdiklerini fakirlere
verdim…” diye mırıldanmış…
Daha neler neler…
Ve şu an yazıyı tam sonlandıracakken, çok
ilginçtir ki:
Az önce haberini aldık; durumu ağırlaşmış…
Ayşe Nene için dua istediler…
Sizler de dualarınızı esirgemeyiniz…

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

One comment

  • Ali ihsan uruç

    Muhterem Hamza abim. Bu hoş ve çok anlamlı hatırayla, onunla geçirdiğim
    40 yılın tadını özetlemişsin. O günü bana tekrar yaşattın. Bu hatırayı böyle çok kıymetli bir dergide yayınladıkları için başta sevgili
    Muammer Erkul abiye ve çok kıymetli çalışma arkadaşlarına teşekkür ve dua ederim.

    ”İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli…”
    ”Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir…”
    “fî emânillâh”
    Bu yorumun yayınlanması söz konusu ise ismimim gizli kalmasını sizlerden istirham ediyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir