Bayramın Bayram ola

31 Mayıs 2018

Uğur Canbolat

KÖYLERDE bayram elbette bambaşkadır.

Selamı daha sıcak, merhabası daha tebessüm yüklü… El sıkışması, tokalaşması daha bir sahici.

Gerçek bayramları insanın yüreğinde en saf haliyle hissettiği zamanlar biraz da çocukluk dönemleri değil mi?

Elde torba ile hiçbir ayrım yapmadan köyün bütün evlerini üç beş arkadaş topluluğu ile tek tek dolaşarak büyüklerin ellerinin saygıyla öpüldüğü zamanlar. Henüz baba evlatlar bile el öpmeden kucaklaşma dönemlerine geçmemişti.

O eller ki, rızık için tarla demeden, bostan demeden çalışmış, nasırlaşmıştı.

O eller ki, nice yetim başı okşamış, garip sırtı sıvazlamıştı.

O eller ki, toprak kokardı. Bahar kokardı. Dahası emek kokardı.

Bu eller elbette öpülmeliydi ama sadece öpülmesi de yeterli olmazdı. Kutsal bir emanet dikkati ile başa koyulurdu.

Elini büyüklerin öptürmesi bizler için lütuftu. Yüksünmek bir tarafa sevinç vesilesiydi.

Dedelerimiz bize elini öptürmediyse veya gönülsüzce öptürdüyse bayramımız bayram olmazdı. Azap saatlerine dönerdi.

Bu bir ikaz manası taşırdı.

Demek ki, bir kusurumuz olmuştu. Haddi aştığımız, insanlığa, ailemize uygun düşmeyen bir hatamız görülmüştü. Bunun ne olduğu ise söylenmediğinden bizler kendimizi ciddi şekilde gözden geçirmiş olurduk.

Bayramlar bir nevi kendimizi muhasebe ettiğimiz demlere dönerdi.

Ve işte o zaman bayramımız bayram olurdu.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir