Bestesini de yaptığı Demokrasi Marşı’nı halkla buluşturan Necmi Çiçekçi: Kendimi Tankın Üstünde Buldum

Röportaj: Necmi Çiçekçi

18 Temmuz 2016 tarihinde kaleme
alındıktan sonra 29 Temmuz’da
bestelenip marş haline getirilen, bir
de güzel kliple taçlandırılan…
Yenikapı’da yapılan tarihin gördüğü
o en büyük mitingde, dünyanın en
geniş köprüsü Yavuz Sultan Selim’in
açılışında…
Yurdun her yerinde düzenlenen bütün
Demokrasi nöbetlerinde büyük bir
coşku ve heyecanla çalınan söylenen
bu marşın, meydanlara inmesinde rol
oynayan Fikirevim Ajansı’nın sahibi
Necmi Çiçekçi, Hanefi Söztutan’ın
yakın arkadaşı olmakla birlikte,
aynı zamanda o menfur gecenin
kahramanlarından biriydi.

– Herkes başka anlatıyor, o gece neler oldu?
– Darbe girişimini haber alır almaz havalimanına
gittik… Unutamayacağım şey ise, baktım ki
bir tankın üstündeyim…
– Kâbus gibi, değil mi? O geceyi herkes başka
şekilde anlatıyor…
– 15 Temmuz gecesi, ilk duyulan haberleri endişeyle
takip ettik. Önce neler olup bittiğini
anlamaya çalıştık. Sonra devlet büyüklerimizin
çağrısı üzerine, işin ciddiyetini kavrayıp çocuklarımla
birlikte hemen sokağa fırladık. Atatürk
Havalimanı’na gittik.
Bestesini de yaptığı Demokrasi Marşı’nı halkla buluşturan
Necmi Çiçekçi:
Kendimi Tankın Üstünde Buldum
18 Temmuz 2016 tarihinde kaleme
alındıktan sonra 29 Temmuz’da
bestelenip marş haline getirilen, bir
de güzel kliple taçlandırılan…
Yenikapı’da yapılan tarihin gördüğü
o en büyük mitingde, dünyanın en
geniş köprüsü Yavuz Sultan Selim’in
açılışında…
Yurdun her yerinde düzenlenen bütün
Demokrasi nöbetlerinde büyük bir
coşku ve heyecanla çalınan söylenen
bu marşın, meydanlara inmesinde rol
oynayan Fikirevim Ajansı’nın sahibi
Necmi Çiçekçi, Hanefi Söztutan’ın
yakın arkadaşı olmakla birlikte,
aynı zamanda o menfur gecenin
kahramanlarından biriydi.
– Büyük bir kalabalık vardı değil mi orada da?
– Toplum o gün inanılmaz bir enerji yüklüydü.
Hepimiz öyleydik. Yaşananlar ise olağanüstüydü,
asla normal şeyler değildi. Sanki gizli bir el
insanları yönlendiriyordu.
– Gelelim şu tanka çıkma işine!..
– Burası işte çok ilginç… Ben ki yıllar önce ciddi
bir kaza geçirmiştim. Ortopedik problemlerim
var… Anlayamadığım şu ki; yürümekte dahi
zorlanıyorken, nasıl oldu da bir anda o koskoca
tankın üstüne çıktım, inanın hatırlamıyorum.
Elimdeki bayrağımı sallarken bir genç arkadaşım
tankın üzerinde fotoğrafımı çekmiş. Çok
sevindim görünce. Telefonla alınmış bir kareydi
ama, poz iyiydi. Klipte işte onu da kullandık…
– Sonra ne oldu?
– Sonra… Tank etkisiz hale gelmişti, ben de kendime
gelmiştim. O zaman fark ettim ki, aşağı inemiyordum!..
Yalnız başıma inemezdim de. Fakat
o gece zaten herkes birbirine yardım etmek için
çırpınıyordu. Yardım ettiler yere inebildim.
Dediğim gibi, o gece herkeste başka bir enerji,
başka bir güç, başka bir inanç vardı. Çünkü söz
konusu başka bir şeydi. Orada imanınız, bayrağınız,
dininiz, çocuğunuz, ülkeniz, geleceğiniz
vardı. Her şeyinize göz dikmiş olan hainlere
karşı orada dik durmak mecburiyetiniz vardı.
– Sormak zor bu soruyu ama sormam da lazım.
Hem malum ki, bu meslekte de reklamcılık/
ajans işinde ortak geçmişimiz var… Ben
cevabı biliyorum ama, yine de çok üzmezsem,
sorayım…
– Evet. Demokrasi şehitlerimizden, reklamcı
Erol Olçok meslektaşım ve çok eski arkadaşımdı.
Oğlunu da iyi tanıyordum. Hem onlara ve hem
de bütün şehitlerimize Allah rahmet eylesin. O
gece hepimiz, millet olarak, çeşitli yerlerdeydik
fakat aynı gaye ile çarpan bir tek yürek gibiydik.
Bu konu beni çok üzüyor, duygulanıyorum…
– Peki… Başka soru sormayayım ben, fakat siz
başka neler söylemek istersiniz?
– Biz bu marşı, herhangi bir ekonomik beklenti
içine girerek yazmadık, yapmadık. Ortaya çıkan
o günün duygusal tezahürüydü. Bunu bir sosyal
sorumluluk projesi olarak gördük. Sağ olsun,
Hanefi Abi sözlerini yazdı, ajansımızdaki arkadaşlarım
son halini alıncaya kadar, gece gündüz
fedakârlıkla çalıştı. Herkesin, kendi elinden ne
geliyorsa yapması gereken bir dönemdi.
Toplamda 9 notadan ibarettir müzik ama onun
içine ihlas ve maneviyat katarsanız bambaşka
bir şey oluyor.
Hamdolsun güzel bir çalışma oldu. Parça biter
bitmez de, ilk önce kendileriyle paylaştığımız
değerli büyüğümüz Mücahid Bey’in;
“Muhteşem olmuş… Marş bizimdir!” Diyerek
eseri sahiplenmesi de bizi ayrıca onurlandırdı…
Biz bu marşı yaptık ve tarihe hediye ettik ama
tarih içinde bir daha böyle bir teşebbüs, böyle
bir ihanet görmeyelim inşallah…

dd-33-38

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir