Beyoğlu’nun Sessiz Sakinleri: Hacı Mimi Camii

13 Kasım 2018

Nidayi Sevim

Dedelerimiz, asırlar boyunca Balkanlar’dan Anadolu’ya, İstanbul’dan Kudüs’e, Kuzey Afrika’dan Kafkasya’ya kadar hâkim oldukları coğrafyalarda hangi dil, din, ırk ve meşrepten olursa olsun yönetimi altındaki insanlara bir arada, barış içinde, mutlu ve mes’ud günler yaşatmışlardır. Bugün yeni devletlerin oluştuğu eski Osmanlı ülkelerine gittiğimizde bu kapsayıcı ve kucaklayıcı merhamet medeniyetinin yüzlerce, belki binlerce şahidini görmekteyiz. Osmanlı ülkesini ziyaret eden pek çok insaf ehli yabancı gezgin, buralarda insana verilen değeri ve hoşgörüyü ülkelerine döndükleri zaman övgü ile dile getirmişlerdir. Bu faziletler medeniyetinin kalbi şüphesiz şehri İstanbul’da atmaktaydı.

 

Osmanlı İstanbul’unda Müslim, gayrimüslim tebaanın birbiriyle harikulade komşuluk ilişkileri vardı. İstanbullu olmak yegâne ortak paydaları idi. Kadim zamandan beri İstanbul’un Batı’ya dönük yüzü olarak kabul edilen Galata/Beyoğlu’nda bile bu naif komşuluk ilişkilerinin tezahürlerini gözlemlemek mümkündü. Bu şehirde her ne kadar kurucu güç Müslümanlardan müteşekkil ise de bu güç, kadim zamandan beri her türlü inanç, görüş ve düşünceye hayat hakkı tanımıştı… Yüzyıllar boyunca farklılıklar bir çatışmaya veya olumsuzluğa sebebiyet vermemiş bilakis kültürel zenginlik sebebi olarak telakki edilmişti. Hiçbir kimsenin bir başkasına baskı kurması, ötekileştirmesi şöyle dursun hor gözle bakılmasına dahi asla müsamaha gösterilmezdi. Bu sebepledir ki gördükleri zulüm sebebiyle yerlerini yurtlarını terk etmiş nice Müslim ve gayrimüslim kendilerini bu hoşgörü şehrinin şefkatli kolları arasında bulmuştu. Şehrin bu durumu yüzyıllar boyu değişmeden devam etti. Geçmişteki gibi olmasa da günümüzde de bu özelliklerini kısmen taşıdığını söyleyebiliriz.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir