Bir Çāre

13 Kasım 2018

Gürbüz Azak

BİR şehrin zenginliği nereden belli olur?

Lôkanta ve otel bolluğundan, yollarının, evlerinin bakımlı oluşundan, yeşil alanlarının çokluğundan.

Başka?

Gençlerin giyiminden.

Daha başka?

Çöplüğünden.

Doğru dedim. Hangi çöplükte bol pil, eski eşyā, atılmış radyo, elektronik ālet varsa o şehir varlıklıdır.

Unutmayalım… Sineması, resim galerileri, müzeleri, kültürel yayımlar, kitapçı dükkânları, kütüphāneler de zenginlikler arasında.

Ama, ille de yeşillik… Fakat, şehir içinde yeşillikler değil, yeşillikler içinde şehirler. Asıl huzur orada. Hattâ kavgasızlıklar bile.

Su ve yeşillik…

Bu ikisi varsa mutluluk o mahallede eyleşiyor. Meraklılar bilir, bütün medeniyetler su ve yeşilden doğmuştur. Nil, Fırat, Dicle, Po, Tuna, Volga, Amazon, Sarı ve Gök Irmak, Sir-i Derya nehirleri eski kültürlerin anasıdır. O coğrafyalar sanatın ve edebiyātın da en bereketli mekânları.

Su ve yeşillik dedim.

Devrimizde bu iki mübrem ihtiyāca elektrik enerjisi de eklendi. Hattâ ilk şart olup çıktı. Hele bizim gibi yeni doğrulan ülkeler; yeterinden fazla, inadına ucuz, tepe tepe kullanılacak enerjilere muhtaç. Çāre ise nükleer santraller.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir