Bir Dağ

25 Eylül 2018

Gürbüz Azak

Gālibā anlatmıştım.

Seneler önce Acıpayam’da 4-5 yaşlarında bir komşu çocuğu. Adı, Rıfat… Her rastlayışta sorardım:

– Rıfat, büyüyünce ne yapacaksın?

Hep aynı cevābı alırdım:

– Delirip dağlara çıkacağım.

Niye öyle söylerdi, kim niçin öğretmişti bu seslenişi, bilemem… Ne vardı dağlarda, taşlı kayalı yükseklikleri ne zannediyordu kim bilir?

Hayır. Rıfat büyüdü fakat dağlara çıkmadı, tuttu, diş hekimi oldu.

Dağ denilince aklıma ilk efeler gelir. Efe tektir, liderdir. Ona bağlı sekiz kızanı (yāni zeybeği) olur. Niye sekiz? Çünki daha fazlası; kaçmağa, kovalamaya, pusu kurmaya engeldir. Fazla yayılmış kızanlar, Efe’nin düşmana karşı emir ve îkazlarını duyamaz. O yüzden sekiz kızan bir de Efe, tecrübeler ve nice vuruşmalar sonucu tam yeterli sayılmıştır.

Dağlar yoksa efelik de olabilemez.

Dağlar sığınak, emniyetli bir dinlenme mekânı ve de en güvenilen adrestir. Ana kucağı gibi.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir