Bir Hiç

23 Haziran 2018

Gürbüz Azak

SİZ hiç, yerli bir filmde ya da televizyon dizilerinde Olimpiyad şampiyonu bir güreşçimizin dramatik ve mantıkları sarsan sportif hayātını seyrettiniz mi?

Siz hiç, bir neyzenimizin kahır yüklü hikâyesini gördünüz mü? Veya ünlü bir ressamımızın travma dolu geçmişini öğrendiniz mi?

Siz hiç, bir şāirimizin gerilimlerine, sıra ötesi ağrılarına şāhit oldunuz mu?

Cevap isteriz.

Siz hiç; Gökçen Efe, Yörük Ali, Emir Ayşe gibi yiğitlerin ayazı bol dağlarda ve düşman çemberinde ölüme metelik bile vermeyişlerini öğrenebildiniz mi?

Siz hiç, bir müze kuruluşunun, eser aranışının zorluklarını ve o müzecinin çırpınışlarını ekranlarda hissedebildiniz mi?.. Siz hiç, bir çobanın yazda ve kışta köpeklerle, kurtlarla, tabiatla mücādelesini canevinizde duyabildiniz mi?

Cevap isteriz.

Siz hiç bir dülgerin, fırıncı çırağının, oto tamircisinin ıstırabını yaşayabildiniz mi?

Siz hiç, yoksul ve yetim kız çocuğunun sayılı yargıçlardan biri oluşunun hikâyesini seyredebildiniz mi?

Siz hiç bir kasaba delikanlısının kapari yetiştirip āile geçindirmek için dört dönüşünü, balıkçı Ali’nin yıkılış ve sevinçlerini tākip edebildiniz mi?

Siz hiç, üç çocuklu gepegenç bir itfāiyecinin baştan sona alevler ve sular içindeki yaşayışını, yangınlarla yanyana ihtiyarlayışını gördünüz mü?

Cevap isteriz.

Siz hiç demirci Mahmud’un, seracı Muharrem’in, işportacı Ayhan’ın yıllar süren gözyaşı döşeli direnişlerini izlediniz mi?

Siz hiç, 16’ncı yüzyıl çînîlerindeki kırmızıyı yakalamak için, genç bir öğretim üyesinin on yıl süren uykusuzluğunu, eşiyle kapışmalarını, heyecanlarını tadabildiniz mi?

Cevap isteriz.

Hayır, istemeyiz.

Çünki cevaplar bellidir. Bizim prodüktör, rejisör ve ağzı kalabalık senaristlerden hiç biri böyle zorluklara gelemez. Bu konuları işleyebilecek birikimleri yoktur. İki-üç manken, iki-üç kötü adam, bol tabanca ile kin, kıskançlık, bir tutam da uyduruk müzik, al sana dizi, al sana film.

Sanat bu mu sāhi?

Evet, budur ve sinemamız işte bu kadarcıktır.

Halk senelerdir fotokopi hikâyelerle uyutulup durur.

Hayret! Kimse de bu ilkel ucuzluklara “Yeter” diyemez. Ali’nin filmini Veli alkışlar, Veli’nin dizisini Ali āferinler… Geçinip giderler.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir