Bir Kabrin Söyledikleri: İznik Medresesi ve Dâvûd El-Kayserî

25 Eylül 2018

Ercümend Korkmaz

Ağustos’un ikinci haftasına denk gelen sıcak bir yaz günü, uzun zamandır görmek istediğim bir yere, İznik’e doğru yola çıkıyoruz. İznik, bana her dâim câzib gelen bir şehirdi, bu âlakam birkaç sebebe istinâd ediyor: Roma İmparatorluğu’nun Anadolu topraklarındaki en mühim merkezlerinden… Osmanlı, ele geçirdiği ilk büyük şehirlerden biri olan İznik’e, bilhassa kuruluş devrinde inşa ettiği binalarla kendi mührünü vurmuş. Beyliğin ilk medresesi buradaymış meselâ… Ayrıca Hristiyanlık tarihinin kırılma noktalarından birini teşkil eden 325 İznik Konsili burada toplandığı için gerek dinler tarihi araştırmacıları, gerekse Batılılar buraya rağbet ediyorlar. Yeri gelmişken söyleyelim, 787’de İznik’te ikonacılığı tartışmak maksadıyla bir konsil daha toplanmış ve tartışmalar yakın zamanda yeniden câmi olarak ibâdete açılan İznik Ayasofya’sında gerçekleşmiş. Neticedeyse ikonaların serbest bırakılması kararlaştırılmış. Nitekim Ayasofya’nın güneydoğu köşesindeki loş bir odanın duvarlarında zamanın tesiriyle olsa gerek silinmiş ikonalar gördüm.

 

Konstantinopolis’in Kapısı

1302 senesinde Osman Gazi’nin kuşattığı İznik, ancak 28 sene devâm eden uzun bir ablukanın ardından, oğlu Sultan Orhan tarafından fethedilebilmiş. Bugün Bursa’ya bağlı bir kaza olması sizleri yanıltmasın, Roma için İznik, Konstantinopolis’in kapısı mesabesindeydi; öyle ki şehir açlıktan teslim olmak üzereyken İmparator III. Andronikos İznik’i kurtarmak maksadıyla 1329’da düzenli birliklerle Anadolu’ya yürüdü ve (bugünkü Eskihisar yakınlarında) Pelekanon Muharebesi meydana geldi. İmparatorun ordusu Osmanlılara mağlup olmuştu ve bu durum hem yıllardır devâm eden Osmanlı-Bizans mücadelesinin gâlibini, hem de İznik’in akıbetini belirliyor; yardımdan ümidini kesen halk teslimiyeti kabul ediyordu.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir