Bir Mehmet Niyazi

1 Haziran 2018

Gürbüz Azak

Onu ilk 1966 Eylülünde görüp, tanıdım ve pek sevdim. “Bābıāli’de Sabah” Gazetesinde çalışıyorduk. Derin adamdı. Kocaman gönlünü o zayıf bedeninde nasıl taşıyor, şaşardım.

Mehmet Niyāzi Özdemir’den söz ediyorum. Vefātını duyunca inanmak istemedim, sarsıldım. Kötü devrildim.

Mehmet Niyāzi hep usul yaşadı, sessiz gezindi ama; yazdığı eserlerde gayretinin, hasretlerinin, iddiālarının gümbürtüleri duyulur. Yorulmaz bir araştırmacı olan Niyāzi, yeterince vefālı ve de hatırnaz idi.

Rahmet olsun, rahmetler olsun.

Güney Sibirya’da, Yenisey Irmağı kollarından Elegeş Çayı çevresinde bulunmuş Elegeş Yazıtlarında, Kürt Boyu’nun Hānı Alp Urumgu’nun “Karabudunum, gayret edin, ülke türesini bırakmayın” dediğini, Türk ve Kürtlerin Sibirya’da bile berāber yaşadığını ilk Niyāzi’den öğrenmişimdir.

Birlikte çay kahve içmişliğimiz bolcadır.

Birbirimizi merak eder, birbirimizi okur ve sımsıcak anlaşırdık.

Bir telefon:

– Gürbüz, ne güzel lâf ettin dün akşam?

– Ne dedim ki?

– Seni televizyonda dinledim, dedin ki, “Yol göstericilerin yol göstericileri yok”… Çok mühim bir cümle bu. Fişek gibi.

İşte böyle… Niyāzi’den, Niyāzi’nin gözünden, kulağından kurtuluş yoktu. Tanıdığım “Güzel İnsanlar”ın başında gelirdi rahmetli. Dostluğu ile gönenirdiniz.

Tertemiz aşk ve tārih romanlarını o yazdı.

Erişilmez araştırma kitapları onun eseri.

Çanakkale Savaşımız olanca titizliği ile onun kaleminden çıktı.

Niyāzi, görevini tam yapmış örnek ve öncü bir mütefekkir idi. Şu yalan dünya ondan alacaklı değildir. O, cümle borçlarını ömür boyu süren gayretleriyle bir tamam ödemiştir.

O, her dāim hatırlanmayı hak ediyor.

Çünki Niyāzi, özleyip durduğumuz “Mektep Adam” mertebesinde yiğit bir karakterdir.

Derim ki;

İnsanımıza, aydınımıza, kültürümüze bu derece yakın duran, akılları akortlayan, görüşleri istikāmetlendiren on Mehmet Niyāzi daha olsa…

İş nereye varırdı, şuraya: Güzelleşirdik.

Dahası, pek yaman doğrulurduk.

İnsan, giderek akransızlaşıyor.

Elli, altmış yıllık dostlarım bir bir göçmeğe durdu. Kerim Aydın Erdem, Tahir Kutsi, Armağan Tekin, Mahmut Alptekin, Vehip Sinan, Mehmet Zeki Akdağ gibi; şāir, yazar, gazeteci kardeşlerim, haldaşlarım ve yoldaşlarımın ardından Mehmet Niyāzi de öte yana uzandı. Anlıyorum:

Kader bir şeyler fısıldıyor.

Duyuyorum.

Akranların azalışı gene de burnumu sızlatıyor.

Güle güle Mehmet Niyāzi! Koca Ārif, Yılmaz Akıncı, Mektep Adam, uğurlar ola. Dostlara selâmlarımı ilet. “Şu Gürbüz’e bakın” de onlara, “Bana güle güle diyordu ama, kendisi ağlıyordu.”

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir