Bir Ses

22 Ekim 2017

Gürbüz Azak

Önceleri yazmış olmalıyım: Beş-altı deveye katar, beş-altı katara da kervan deniyor. Vakt-i zamānında, tüccara Bağdat’tan mal getiren katar başları, geniş bahçede develeri ıhtırıp her seferinde kavgaya başlarmış. Bir, üç, beş… Gene bir akşam develer ıhtırılıp yükler indirilir indirilmez tüccar, katar başlarını tek tek çağırıp önceden kararlaştırılmış ücretlerini ödemiş. Yarım saat geçtiği halde bahçede alışılmadık bir sessizlik. Katar başlarında tık yok.
Tüccar çağırmış adamları, sormuş:
– Niye böyle suskunsunuz? Ücretlerinizi eksik falan mı ödedim?
– Hayır efendim, tam anlaştığımız gibi lütfettiniz.
– Öyleyse niye sus-pus oldunuz? Hâlbuki her sefer aranızda bir kavgadır gidiyordu.
Cevap şöyle gelmiş:
– Kavgasız gürültüsüz kazanılan paranın hiç tadı olmuyor efendim. Erken ödediniz, keyfimiz kaçtı da susakaldık.

Devecilik ve deve üzerine Anadolu’da bol hikâye, dikkati çeken tevātürler anlatılır. Hepsi de ilginçtir, tuhaftır, gariptir. Gençliğimde, bir ihtiyar dost, üzüle hayıflana şöyle deyip içlenmişti:
“Aaah ah… Nerde o eski kervanlar, heybeti ziyāde katarlar? Ard arda geçiyorken çanları, ‘Erzuruumm, Bağdaatt, Vaann!’ diye gümbürder ve ünlerdi. Şimdikiler ‘Engürü, mengürü, çankırı’ diye seslenip kayboluveriyor. Bozuldu sesleri.”

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir