Bir Siyāsetçi

Gürbüz Azak

ÇOĞU kişinin aksine bendeniz siyāsetçileri severim; hattâ imrenir, biraz da kıskanırım onları.

Niye? diye sorun da anlatayım.

Bir kere her siyāsetçi hepimizden daha cesur ve inadına acardır. Kendilerine aşırı derecede güvenlidirler. Dahası, her siyāsetçi köhnemişliğe ve kendi dönemine apaçık meydan okuyordur. Ve her meydan okuyucu karakterin bizden öte özellikleri mevcuttur.

Ressam, bilinen ölçülere meydan okur.

Yazar bütün yazılanlara, mimar önceki şekillere, şāir durağan hayallere meydan okur. Kâşifler, mucitler ve büyük kumandanların ömrü hep mesleklerine meydan okumakla tükenir.

Bir yerlere, bir şeylere, zamana, güce, mesāfelere, problemlere meydan okuyamayanlar, siz!.. Lütfen susunuz. Sādece seyrediniz veyā meydan okuyan o yürekli adamları anlamaya çalışınız.

Evet ya…

Ben siyāsetçileri o yüzden severim. İki odalı evlerde büyümüş, çokça üşümüş, kolej yüzü görmemiş bir köy çocuğu çıkar, sizi bizi yönetir. Küçümseyemezsiniz. Yüreklerindeki ağrılar, bu ülke için büyüttükleri sızılar onların dinamosudur. Yorulmaz; il il dolaşır, terler, konuşur, iknā eder, büyüler ve kazanır.

Bay gazeteci, falan profesör, filân işletmeci! Sizden ne haber? Masa adamlığı bunca yükü, yıllarca sürecek mücādeleyi kaldırabilir mi sanıyorsunuz?

Pöh!

Kristof Kolomb’a sordular: “İki kıytırık gemiyle okyanuslara açıldın da ne oldu?”

Cevap: “Çok şey oldu. Dünyāya meydan okudum.”

İşte böyle…

Meydan okuyanlar insanlığın pusulası hem de taşıyıcısıdır. Yetmez. Onlar ilimdir, sanattır, siyāsettir, tārihin ta kendisidir. Büyüklükleri sonradan anlaşılır ve tamāmı geç alkışlanır.

Güzelliğe bakınız ki, onlar bu gerçeğin de farkındadırlar. Gene de düşünülmemiş hedeflerin, bunaltıcı heveslerin gayyasında, başarılamayanı başarmanın hazzına ulaşırlar.

Her meydan okuyucu, sabır adamıdır.

Her meydan okuyan kişi eğrilmez bir dirāyettedir.

Ve her meydan okuyan, yüz kişi kuvvetinde dolaşır.

Ağırınıza gitmesin. Ben bütün siyasetçilere hayrānım. “Varım, buradayım!” haykırışıyla meydanlara atılabilen bu kaabiliyetli kişilere yöneltilecek her tenkid mutlaka ölçülü, seviyeli olmalı.

Her ağzını açan ille de siyāsetçi taşlıyor, siyāsetçi yıpratıyorsa anlayın: hesapsızlık başımıza voyvoda kesilmiştir. Özetle: yüzsüzlük dümbelek çalıyordur artık, huzursuzluk göbek atıyordur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir