Bir Soru

Gürbüz Azak

 

  • Keşkek yediniz mi hiç?
  • Bir tablo, tezhipli bir hüsn-i hatt satın aldınız mı?
  • Gece vakti, usuldan kar yağıyorken bir şehri duymağa, keşfetmeğe çıktınız mı?
  • Hangi gün bir çocuk başı okşadınız?
  • Hiç sebep yokken bir dostunuzu aradınız mı?
  • Kütüphāneli bir evde mi doğdunuz?
  • Sizin bir kütüphāneniz var mı?

  • Üniversite hocaları, politikacılar, para babaları niçin bir ressam, rejisör, şāir, veya romancı ile arkadaş olamaz?
  • Şu mevsimde ara ara güneşlenmeğe çıkıyor musunuz?
  • Somuncu Baba’yı, Abdal Mūsā’yı, Eşrefoğlu Rūmî’yi ve de Sartre’ı, Camus’yü, Unamuno’yu tanımak istemez misiniz?
  • Evinizde, çıkışa yakın, bir āfet çantanız duruyor mu?
  • Şu son iki yıl içinde gözleriniz yaşarmayı hatırladı mı?
  • En son ne zaman bir dilenciye sadaka verdiniz?
  • Hiç sebep yokken bir dostu aradığınız oluyor mu?

  • Ayda birkaç kere marketlerden birşeyler alıp sokak köpeklerini, kedilerini sevindiriyor musunuz?
  • Mercimek yemeğine birkaç damla sirke koyuyor musunuz?
  • Yoğurt üstüne azıcık pekmez ya da bal döküp yer misiniz?
  • Kapı komşunuzla selâmlaşır mısınız?
  • Bir dergiye abone olmayı, bir ahbabınızı da abone yapmayı düşünür müsünüz?
  • Arada; teşekkür ederim, affedersiniz diyor musunuz?
  • Sāhi, durup dururken bir dostunuzu arıyor musunuz?
  • Eve bir demet çiçekle girmişliğiniz var mı?
  • Bir esnaf lokantasında kuru fasulye yediniz mi?
  • En son hangi kitabı okudunuz?
  • Kaç ağaç ismi biliyorsunuz, ve kaç çiçek adı?
  • Tambur sesini özler misiniz?
  • Büyükçe bir bayrağınız var mı?
  • Sāhil, kabaran dalgalar, martı çığlıkları, siz ve üst üste iki bardak çaya ne dersiniz?
  • Boyasız ayakkabıyla çıkar mısınız?
  • Ve ansızın bir dostunuzu arar mısınız?

  • Şimdiye kadar sevdiklerinize kaç defa hediye sundunuz?
  • Üç sağlam arkadaş edinebildiniz mi?
  • Kalb kırmadan tenkid edebiliyor musunuz?
  • Çoğu yerde işkembe, kelle-paça, ezogelin çorbaları bulunuyor da tarhana çorbası niye hatırlanmıyor?
  • Dede Efendi, Itrî, Merāgālı kimdir?
  • Balık çorbası tattınız mı?
  • Topkapı Sarayı’nı gezdiniz mi?
  • Hünkâr beğendi ile aranız nasıl?
  • Her durumda ve bolca şükreder misiniz?
  • Ve arar mısınız dostlarınızı sebepsiz?

  • Evinizden; gökyüzü, uzaklar veya yeşillikler görünüyor mu?
  • Yaz zamanı toprakta, çimende, yalınayak gezmeyi akıl eder misiniz?
  • Birşeyler biriktirme ādetiniz var mı?
  • Hiç antika edindiniz mi?
  • Okullarda; görgü, fedākârlık, iz’an, vefā, hamiyet, düzgün giyim, güzel konuşma, estetik, şehircilik, hatırnazlık, tevāzū ne vakit öğretilecek?
  • Hangi akılla, akılsızlıkla, elli yıllık Spor ve Sergi Sarayı’nın adı Lütfi Kırdar Salonu diye değiştirilir?
  • Gene hangi yamalak kafalar bir stadyumun ismini defālārca İnönü Stadı, Mithat Paşa Stadı, Dolmabahçe Stadı, Beşiktaş Arena Stadı diye döndürüp dolaştırır da kimsenin gıkı çıkmaz?
  • Bāzıları niçin; geçitlerde, yolda, kaldırımda sağdan yürümez, hem de cāhilliğini, ilkelliğini kat’iyyen farketmez?
  • Evde pijamayla dolaşılmayacağını herkes biliyor mu?
  • Dostları arıyor musunuz sāhi, dostlarınızı?

  • En son ne sordum?..
  • Hayır, bilemediniz. Son suālim şu: Siz, güzelim “Hoşcakal”, “Güle güle” sımsıcaklığı yerine; ezikçe, ahmakça ve rezilce “Baay… Bay bay” mı deyip durmaktasınız?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir