Bir Sûdan Hikâyesi

16 Aralık 2014

Serin bir İstanbul gecesi her
zaman düşüncelere daldığı evin
ufak balkonunda otururken bir
yıldız kayar. Dalıp gittiği gökyüzü
onu kendine getirir. Nasıl olurda
insanlar bu kadar uzaklaşır özünden
ve sevdasından…
Kahramanımızın ismi Müştak.
Öyle afilli giriş yapmaya çalıştığıma
da bakmayın, anlamam
o işlerden. Görüp, gezdiğim yerleri
konuşurmuş gibi anlatırım, o
da meraklısına!..

Kahraman Müştak! Vay be
acaba ne yaptı da böyle söyledim.
Hikayemiz çok samimi ve
ilgi çekici ama önce nereden çıktık
onu anlatayım sizlere. Dünya
coğrafyasını 2 yıldır gezip tozarız
“Seyyah-ı Fakir”dir ismimiz.
Bir tv programı bir de gezi yazısı
yayınladığımız gazete sayfamız
var. Şimdi bir de dergimiz oldu.
İşte o gezilerden birinde yolumuz
Afrika’daki kızıl topraklara ‘Sudan’a
düştü. Bir seyyah şöyle der
Sudan için “Dünyada o kadar ülke
gezdim, Sudan kadar samimi gelen
bir yer daha görmedim”… Sudan’ın
tarihini kültürünü merak
eden internete baksın, ben size
orada yaşadığım bir gerçeği böyle
annneannenizin size gece okuduğu
masal tadında anlatacağım.
Gerçi masal okuyan anneanne de
kalmadı ya neyse.
Derginin tamamını bana verselerdi
anca yeterdi galiba… Hikayeye
gelelim artık : )
Müştak bundan tam 3 yıl önce
bir gece vakti evinin balkonunda
üşürken aldığı kararı uygulamak
için İhlas Vakfı’nda çalışmaya
başlar ve Afrika’nın yollarını tutar.
Amacı ecdad Osmanlı’nın
hüküm sürdüğü coğrafyalara gitmek
ve oralarda kalmaktır. Şimdi
size ağızdan çıktığı kadar kolay
gelebilir lakin Afrika’dan bahsetiyoruz.
Müştak’ın ilk durağı Etiyopya’dır.
Kurban Bayramında
binlerce insana et dağıtır. Halkın
durumunu görünce de elini başına
koyar ve kara kara düşünür
bahtı kara insanların arasında.
Burada nasıl yaşarım diye değil
yanlış anlamayın. Bu insanlar nasıl
yaşıyor diye!.. Öylesine zordur
durumları. Vakit dolar ve tekrar
ana yurduna döner. İçi içini kemiriyodur,
tekrar gitmek nasip
olur mu diye düşünür durur.
GEMİLERİ YAKINCA
İnsanın içine bir sevda düştü
mü sürekli kemirir. Ya Müştak
bitecektir ya da sevdası için gidecektir.
Vakıf yetkilileri Müştak’ın azim ve aşkını görünce Sudan’a yardım
faaliyeti için yollar. Müştak bu gidişinde
büyükleri ile istişare eder ve orada kalma
olasılığını arz eder. “Uygundur” kelimesi
hiç bu kadar anlam ifade etmemiştir bizim
delikanlıya. Bu sefer farklıdır her şey.
Gidiyor ama sanki geri dünüşü olmayacak
gibi bir his. Helalleşir eş dostla varır Sudan’ın
başkenti Hartum’a. Yardımlar, görüşmeler
biter ve dönüş yaklaşır. Bizimki
orada kalmak için izin ister. “Osmanlı’nın
yarım kalan macerasını tamamlayamam
belki ama ecdadın bıraktığı maneviyatı
buradakilerle yaşayıp onlara yardım için
çalışabilirim” der. Bu güzel temmeni içerikli
yazısı Kabul görür ve Hartum’da bir
göz odada kalmaya başlar. Vakfın Sudan
temsilcisidir lakin işler öyle kolay değil. Bu
gönüllülük esasına dayanan bir iş hizmetin
yanında bir de maddi kaynaklı iş lazım.
Türkiye’den bir işadamı Sudan’da gıda işi
yapmaktadır ve aslında Müştak O’nun için
biçilmiş kaftandır. İngilizce var Türkçesi
benimkinden iyi 🙂 Arapçası da yakın zamanda
olur. Ticari faaliyetler de başlar ve
Müştak kızıl topraklarda, 50 derece sıcak
altında bilmediği bir ortamda, farklı kültürde
insanlarla yaşayama başlar. 6 zorlu
ay geçer bizimkisi yalnızlığına ah çeker.
Evlenme niyetini ticaret yaptığı Sudanlı
‘Adil Arabi’ye arz eder. Adil Baba Müştak’a
inşaallah der her seferinde…
NİYET HAYR AKIBET HAYR
Bir kişi evlenmeye niyet ettiyse hiç merak
etmesin, çok ama çok yakın bir zamanda
isteğine kavuşur. Yeter ki halis niyetle dua
etsin! Müştak bir kaç hanımefendi ile görüşmeler
yapar, hepsi aile müsaadeli hepsi
onaylı lakin hiç biri kalbine yatmaz. Geri
dönüş planları yapar ve biletini keser dönüş
yakındır. Sıcağın altında, bilmediğin etmediğin
insanların arasında nereye kadar öyle
değil mi? Müştak’ınki de iş yani. İstanbul’a
döner ve bayağı hayatına devam eder. !!!!
Yok canım daha neler böyle bitmiyor
hikaye, hani öyle olsa nasıl olurdu diye düşündüm
öyle de yazıvermişim. İşin aslı şu
bakın iyi dinleyin…
Adil Baba yine bir iş sırasında Müştak’a
sual eder, “Ya Müştak, hazır mısın?”
🙂 Müştak dünden hazır ki! Cevaba bak sen,
“Forever”. Sonsuza kadar hazırmış. Adil
Baba hanımefendiyi görmeye gideceği adresi
günü ve saati verir Müştak’a… Saatler
birbirini kovalar, güneş ayı sallar ay yıldızı
tutar ve günü saati geliverir. Saçlar taranır,
kokular sürülür ve kapı çalınır…
HEYECAN DORUKTA!
Bir insanın evlilik macerası neden bu
kadar önemlidir diye merak edip bu seyyah
çocuk ne yapıyor diye sual edenlerinize
söylüyorum. İçinizde bir kez de olsa Afrika
topraklarına giden varsa, bırakın oraları
yurtdışına çıkan varsa Türkiye’nin nasıl bir
memleket olduğunu görür ve Müştak’ın yapmaya
çalıştığı şeyi emin olun daha iyi anlar.
Kapı açılır, Müştak şaşırır. Adresteki
kişi Adil Baba’dır. Hani tamam ailem Türkiye’de
ama acaba babam gibi mi duracak
yanımda diye düşünürken, O’nun kendi
evi olduğunu öğrenir ve şaşkınlığı iki katına
çıkar. Üç beş hoş sohbetin ardından, tek
tek kızlar gelip Müştak’a bakmaya başlar.
7 yaşında, 50 yaşında, 10 yaşında falan…
Müştak şaşırır önce sonra anlar olayı. Damat
adayı nasıl diye ablaları kardeşleri
bakıyormuş önce. Sanırım adetten :). Ve
aday belirir kapıda, Müştak’ın kalp atışları
hızlanır, eli ayağı dolanır. Görünce aşk
dedikleri bu olsa gerek. İşin rengi de cismi
de anlaşılmıştır. Adil Baba kendi kızını
uygun görmüştür Müştak’a. Bizimkinin
duası kabul olmuştur. Geniş bir Sudanlı
aileye damat gitmek. Gerçekten dile kolay.
Şimdi dünya tatlısı bir kız çocukları var.
Sudan’daki umudumuz kızıl toprakların
beyaz çocuğu Müştak. Yolun bahtın açık
olsun. Hayatın kendisi hikayedir. Gezip
görmek değil de böyle hikayeler kalır bellekte.
Sevgi ve muhabbetle…

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir