Bir Yazı

Gürbüz Azak

GEÇENDE, gün ikindiye uzanıyorken farkettim, acıkmışım. Buz dolabını açtım; ne yemeli, n’işlemeli hesābındayken gözüm lâvaş ekmeğine takıldı. Hani, AVM’lerde satılan 12’lik pakete… Az ötesinde güler yüzlü beyaz peynir duruyor, yanında da hanımın soyup dilimlediği minik şeftali tabağı.

İçimde bir ses “Tamam” demekte. “Lâvaşı ısıt, üstüne şeftālileri koy, dürüm yap.”

Peki, yanına ne yakışır bu āfetin?

“Sirkeli pekmez, yāni çocukluğunda içip durduğun, pek de sevdiğin şerbet…”

İçimdeki sese uydum. Bir meşrūbat bardağını soğuk suyla doldurdum. İçine bir tatlı kaşığı sirke, iki kaşık da pekmez ekleyip karıştırdım. Peynirli şeftālili dürümle sirkeli pekmez pek  yaman gittiler.

Size de tavsiye etsem mi ki?

Bu tür delişmen heveslerimi seviyorum.

Söz gelimi, gene lâvaşa ya da çeyrek ekmek arasına katı pişmiş yumurta dilimleri, artı, kahvaltıdan artma üç parça domates; varsa, bıçak ucuyla sürülmüş bol rāyihālı hardal…  çay ile de yakışır ayran ile de.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir