Boş vaktini bana satar mısın?

23 Haziran 2018

Me’va A. Önyurt

Bütün ışıklar, ötelerden suya girmiş te sanki çırpınan eller, titreyen ince parmaklar gibi kendine uzanmaya çalışıyordu.

Beş on dakika geçti veya geçmedi, bankın kenarına yaşlıca bir adamın iliştiğini gördü. Görünen o ki, hâli vakti pek yerinde değildi. Zaten Niyazi Bey’in üzerindeki takımlar yanında kim olsa, kıyafeti göze öyle görünürdü. Göz ucuyla önce, arkada dörtlüleri yakmış şoförüne doğru, sonra da yanına sokulmuş adama baktı.

Yaşlı adam, sanki tam bu anı kollarmışçasına;

“Boş vaktinizi bana satar mısınız?” dedi.

*

Niyazi, adamın ne dediğini anlamamıştı. Kafa dinlemeye geldim amca şimdi seninle uğraşamam, der gibi bir haldeydi. Fakat yanındaki, tebessümle tekrarladı sorusunu:

“Boş vaktini diyorum genç adam, bana satar mısın?”

“Dalga mı geçiyorsun sen babalık! Vakit satılır mı hiç?”

İçinden; kalksam da şu boş muhabbetten sıyrılsam, diyordu. Fakat bir yandan da içinde filizlenmeye başlayan merak, onu yerine mıhladı. Bu ilginç adamın kendinden emin ve samimi tebessümü; dur da bir dinle, diyordu derinlerinden.

“Evet, içi boş zaman satılır oğul!..”

Yüreğinde, o güne kadar hiç hissetmediği bir kıpırtı oldu. O deriin boşluğu nasıl da hissetmişti bu adam…

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir