Budin Beylerbeyi Sokollu Mustafa Paşa (1566-1578)

24 Eylül 2016

Ali Sarıkaya – Halil Gökkaya

Sokollu Mustafa Paşa, Osmanlı
tarihinde büyük yeri ve önemi
olan Sokollu Ailesi’ne mensuptur.
Kendisi Osmanlı tarihinin büyük
serdar ve devlet adamlarından olan
ünlü sadrazam Sokollu Mehmed
Paşa’nın da amcasının oğludur.
Enderun’dan yetişen Sokollu
Mustafa Paşa, çıkışında küçük mirahûr
ve Temmuz-Ağustos 1555’te
çakırcıbaşı oldu (Süreyya, 1996:
1181). 1546 tarihinde Temeşvar
(Temesvár günümüzde Romanya’nın
batısında bulunan bir şehirdir)
paşalığına getirildi. 1
Sokollu Mustafa Paşa’nın kendisinin
doğum tarihi tam olarak bilinmemektedir.
Sokollu Mustafa Paşa
günümüzde Bosna-Hersek devletinin
sınırları içerisinde bulunan
Vişegrad şehrinin Sokolovići beldesinde
dünyaya gelmiştir. İlk olarak,
Balkanlarda önemli bir yer olan Temeşvar’ın
paşalığını yaptıktan son-
1 Yasemin ALTAYLI, MACARCA MEKTUPLARIYLA
BUDİN BEYLERBEYİ SOKULLU MUSTAFA PAŞA
(1566-1578), Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya
Fakültesi Dergisi 49, 2 (2009) s.158
ra, mühim görevler almaya devam
etmiştir. Bu vazifelerin ardından
hızla yükselerek sırasıyla Fülek,
Kilis, Segedin (Szeged) ve Bosna
beyi oldu (Gévay, 1841: 11). Mustafa
Paşa, Arslan Paşa’nın (1565- 1566)
Zigetvar seferi (1566) sırasında
idam edilmesinden sonra onun yerine
Budin Beylerbeyi yapıldı ve
1574 yılında Budin Beylerbeyliğinin
yanında vezirlik pâyesi de aldı.
OSMANLI DEVLETİ’NİN
BUDİN’E GELİŞİ
Budin Beylerbeyliği Osmanlı
Devleti yönetiminde önemli bir
görev olarak bilinmektedir, çünkü
coğrafi konumu itibariyle neredeyse
günümüzdeki Macaristan’ın bütün
topraklarını kapsamaktadır.
Budin diğer taraftan da Viyana’ya
komşu halindedir. Peki Osmanlı
Devleti Budin’e nasıl geldi,
Osmanlı’nın tarihî sürecine kısaca
bir göz atalım.
Kanuni Sultan Süleyman önderliğinde
Osmanlı Ordusu 1521 yılında
Macar krallığı hakimiyeti altındaki
Belgrad’ı (Macarca; Nándorfehérvár)
fethettikten sonra, kısa sürede
yönünü Mohaç’a (Macarca; Mahocs)
çevirdi. 1521 yılında Belgrad’ın fethi,
Macaristan üzerindeki Osmanlı baskısının
artmasına ve Macaristan’ın
ekonomik durumunun bozulmasına
sebep olmuştur. Osmanlı akınlarının
durdurulamaması halinde hem Macaristan’ın
hem de Habsburgluların
zor duruma düşeceğini anlayan Macar
Kralı II. Layoş ve kayınbiraderi
Ferdinand, İspanya Kralı Karl’dan
yardım talep etmiş; ancak bu sırada
Fransa ile savaş halinde olan İspanya
Kralı, barış yapılmadan yardım
yapamayacağını bildirmiştir.
Macar Krallığı Avrupa’dan beklediği
desteği bulamamıştır. Bu
durum Macar Krallığını hem ekonomik
hem de siyasi yönden daha
kötü duruma getirmiştir. Macar
ordusu bu olumsuz şartlar altında
Kral II. Layos önderliğinde Mohaç
Ovası’na doğru hareket etti. Osmanlı
ordusu, 29 Ağustos 1526’da
artık Macar karargahının karşısındaydı.
Varad Piskoposu, Türklerle
savaşmanın Macarlar için felaket
olacağını söylemişse de Macar
asilzadelerinin çoğunluğu, Osmanlı
ordusuyla savaşmaktan yanaydı.
Macar askerleri, Türklere karşı
daha önce hiçbir Macar Kralının
cesaret edemediği bir meydan savaşında
Osmanlı Sultanını yenebileceklerini
düşünüyorlardı. 4
OSMANLI ORDUSUNUN PLANI
Osmanlı ordusu da Padişah otağı
kurulduktan sonra hiç vakit kaybetmeden
savaş düzenini aldı. İkindi
vakti Padişahın zırhlı savaş elbisesini
giymesiyle savaş başlamıştı.
Macarlar, Osmanlı ordusunun
planını bilmedikleri için 60.000
kişiden müteşekkil zırhlı süvarileriyle
Osmanlı ordusunun asıl merkezine
hücum etmişlerdi. Osmanlı
ordusunun da istediği zaten Macarları
merkeze çekmek, sonra kıskaca
alınan Macar ordusunu geriden ve
yanlardan vurarak imha etmekti.
Nitekim böyle de oldu. Macar komutanlarından
Piyer Pereney ile
Papaz Pol Thomori bütün kuvvetleriyle
Rumeli askerlerinin üzerine
yürümüş, plan gereğince Osmanlı
askerleri de bozguna uğramış gibi
geri çekilmek suretiyle Macar Ordusunu
içeri alarak merkezdeki
topların önüne getirmeye çalışırken;
savaşı kazandığını zanneden
Macarlar, rahatça iç kısma doğru
ilerlemişlerdi. Ancak Macar ordusunun
arkası Bali Bey’in kuvvetleri
tarafından çevrilmişti bile.
KRALIN CESEDİ BATAKLIKTA
Osmanlı ordusunun planı kusursuz
bir şekilde işlemekteydi ve
bu taktikle kıskaca alınan düşman
ordusu topların önüne geldiğinde
aradaki Türkler çekildiği anda 300
topa birden ateş emri verilmişti.
Macar Ordusu neye uğradığını
şaşırmış, bozguna uğrayarak sağa
sola kaçışmaya başlamıştı. Hatta
kralları bile yaralanmıştı. Kralın
cesedi savaş sonrasında bataklıkta
bulunmuştur. 5
Mohaç yenilgisi, neticeleri bakımından
Macar milletinin asırlarca
ızdırabını çektiği bir olay olmuştur.
Ancak Macar Krallığı’nın kısıtlı ordusu
ve bozuk ekonomisine rağmen
Macar ordusu başkomutanı Tomori’nin
bütün çarelere başvurduğu ve
takdir edilecek bir muharebe planı
hazırladığı değerlendirilir.6
MOHAÇ MEYDAN MUHAREBESİ
1526 yılında yapılan Mohaç
Meydan Muharebesi, Osmanlı Devleti’nin
Avrupa’da kazandığı son
büyük zaferlerden biri iken, Macar
tarihinde ise bu savaş bir dönüm
noktasıdır.
Macarlar açısından bu savaş Macar
Ortaçağ tarihinin sonu sayılmaktadır.
Zira bu savaşta sadece Macar
ordusu imha edilmekle ve Macar
kralı öldürülmekle kalmamış, Macaristan
önce Türkler, daha sonra ise
Avusturyalılar arasında bölünmüş
ve Macaristan’daki Türk hakimiyeti
1686 yılına kadar 150 yıldan fazla
sürmüştür (Perjes,1992:5).
Mohaç Savaşı ile bu geniş alana
hükmetme yolunda büyük bir
adım atan Osmanlı Devleti, Macar
topraklarını kademe kademe hakimiyetine
alma yoluna gitmişti. Bu
amaçla Sultan, Macaristan’ı doğrudan
hakimiyetine almadan, kendisine
bağlı bir tampon devlet haline
getirmeyi uygun bulmaktaydı. 7
Muharebede Macar kralı II.
Lajos’un öldürülmesi üzerine Macar
tahtı vârissiz kalmıştı.
Székesfehérvár’da (Osmanlı döneminde
İstolni Belgrad) toplanan
Macar Dieti (Asiller Meclisi) Erdel
Voyvodası János Szapolyai’yi Macar
Kralı seçti. Macar asillerinin bir
kısmının bu durumu kabullenmeyerek
Habsburg hanedanından Avusturya
arşidükü I. Ferdinand’ı kral
seçmeleri, 1528’de Szapolyai’nin
Osmanlı Devletinden yardım istemesine
neden olacak ve ilerleyen
yıllarda yaşanacak olan Osmanlı-Avusturya
savaşlarına ve I. Viyana
Kuşatması’na yol açacaktı. 8
Macar Krallığı Mohaç meydan
muharebesi ile resmen ortadan
kalkmıştır. Özellikle Macarlar, hatırlamak
istemedikleri bu dönemi
(Hhárom részre szakadt Magyarország,
Macaristan’in Üçe Bölünüşü)
diye adlandırırlar.
BUDİN’İN FETHİ
Macar Kralı Zapolya’nın 1540
yılında ölümünden sonra Macaristan
tahtındaki mücadeleler daha da
karmaşık bir hale gelmiştir.
Habsburg Hanedanlığı bu durumdan
fayadalanmak için Macarların
iç işlerine daha çok müdahale
etmiştir. Hatta Habsburg Hanedanlığı
Kralı Ferdinand kendisini Macar
kralı olarak ilan etmiştir. 1541
yılında da Budin kalesini kuşatma
altına almıştır, fakat başarılı olamamıştır.
Osmanlı Devleti bu durumdan
oldukça rahatsızdır. Çünkü
Mohaç Meydan Muharebesi ile elde
ettiği tüm başarıları ve siyasi çıkarlarını
kaybetmek istemiyordu. Bu
yüzden kısa sürede Kanuni Sultan
Süleyman önderliğinde Budin seferi
çalışmaları başlatılmıştır. Osmanlı
Devleti özellikle Ferdinand’in kuvvetlerinin
hala Budin’de olduğunu
öğrenir öğrenmez sefer hazırlıklarını
daha da hızlandırdı. Ferdinand
1540 yılında Budin’i kuşatmaya
çalışsa da başarılı olamadı. Ertesi
yıl, Ferdinand’a bağlı Wilhelm von
Roggendorf komutasındaki bir ordu
Budin üzerine hareket etti. 3 Mayıs
1541 tarihinde şehre gelen ordu, 4
Mayıs günü şehri kuşattı. 10
Kuşatma sırasında kalenin komutası
Macar Bálint Török’teydi. 11
Önce Rumeli Beylerbeyi Divane
Hüsrev Paşa, ardından ise üçüncü
vezir Sokollu Mehmed Paşa komutasındaki
kuvvetleri Budin’e gönderen
Sultan Süleyman, sefere çıktı. Osmanlı
devleti 1541 yılında Budin Kalesini
fethetti. Böylelikle Budin direkt
olarak Osmanlı hakimiyetine girdi.
Budin kalesi 1686 yılına kadar
Osmanlı hakimiyetinde kalacaktı.
Eyalet toplamda 17 sancaktan
oluşuyordu, 1566 yılında 21 sancak
vardı. 12
BUDİN’İ YÖNETENLER
Budin fethedildikten sonra ilk
olarak Ramazanoğlu Uzun Süleyman
Paşa Beylerbeyi olarak atandı
(1541-42), son Budin Beylerbeyi
görevini de Arnavut Abdurrahman
Abdi Paşa (1684-1686) kahramanca
yerine getirmiştir. Toplamda Budin
Beylerbeyliği görevinde 68 vali görev
almıştır.
Sokollu Mustafa Paşa Budin
Beylerbeyi görevine atanmadan
önce, Yahyapaşazade Arslan Paşa
(1565 – 3 Austos 1566 – Zigetvar)
görevdeydi.
Yahyalılar Ailesine mensup olan
Arslan Paşa, gençlik yıllarından itibaren
babası Mehmed Paşa ile birlikte
savaş meydanlarında yerini
alır. Vertizo (1537) muharebesindeki
başarısı nedeniyle büyük ün
kazanır. Hatvan, İstolni Belgrad,
Pojega, Semendire, Tuna Belgradı
sancak beyliklerinde bulunur. Başarıları
nedeniyle 1565 yılında Budin
beylerbeyliğine yükseltilir. 13
Arslan Paşa, Budin Beylerbeyliği
yaptığı dönem boyunca İstanbul ile
Viyana’nın arasının iyi olmasına ve
savaş yapılmamasına gayret etmişti.
Bu nedenle özellikle hediye gönderimi
işi ile meşgul oldu. Ancak
İstanbul’a gidecek hediyelerin ve
verginin bir müddet sonra gecikmesi
onu oldukça zor duruma düşürdü.
Defalarca Harp Konseyi üyelerinden
ve imparatordan İstanbul’a hediyelerin
zamanında gönderilmesini
rica etti, ancak son zamanlar bu
isteği pek dikkate alınmadı ve bu
da onun idamında etkili bir faktör
oldu. Zira İstanbul’a hediye adı altında
vergi ve para gelmemesi büyük
vezirleri kızdırıyordu. 14
Arslan Paşa’nın iki ülke ilişkilerinin
dostane bir şekilde sürmesi için
gösterdiği çabalar yeterli olmadı ve
ilişkiler bozuldu. Nihayet sefer hazırlıkları
bitirilerek ordu yola çıkarıldı.
Tam da bu sırada Arslan Paşa
Palota’yı kuşatarak savaşı başlattı.
Ancak kaynaklarımıza göre Arslan
Paşa, Palota kalesini kimseden müsaade
almadan başına buyruk şekilde
kuşattığından Tata ve Vesprem
(Veszprém) kalelerinin düşman eline
geçmesine neden oldu.
Bu nedenle 3 Ağustos 1566’da
Otağ-ı Hümayun önünde boynu vuruldu.
15
BUDİN’İN İMARI VE
KAPLICALARI
Arslan Paşa’nın, Sokollu Mehmet
Paşa ile de arası iyi değildi.
l Mayıs 1566’da İstanbul’dan hareket
ile başlayan Zigetvar (Szigetvâr)
seferini, ihtiyar ve hasta olan
Kanunî Sultan Süleyman adına, başından
sonuna kadar, Sokollu idare
etti. Zigetvar Kalesi üzerine gidildiği
sırada, Budin beylerbeyi Arslan Paşa’nın
Palota kalesine karşı teşebbüsünün
muvaffakiyetsizliği pâdişâha
aksedince, bu meselede sadrâzamı
da mes’ûl gören Kanunî, hakikî vaziyeti
öğrendikten sonra, Arslan Paşa’nın
Sokollu aleyhinde isnadlar ile
dolu mektubunu ona gönderdiği gibi,
onun idamı için de emir vermiş ve bu
emir yerine getirilmiş idi. 16
12 yıl Budin Beylerbeyliğini yapan,
Makbul ve Maktul olarak bilinen
Mustafa Paşa, meşhur Sokollu
ailesinden Sadrazam Mehmet Paşa’nın
(Sokollu Tavil Muhammed
Paşa) amcasının oğludur. Enderunda
yetiştirilip, mirahür, çakırcıbaşı,
mirülümela daha sonra da Budin
Beylerbeyi oldu.17
Arslan paşa, Sokollu Mustafa Paşa’dan
bir önceki Budin valisi. Budin’in
şehir yapılanmasına çok katkıda bulunmuştur.
Özellikle 1565
yılında günümüzde halen Budapeşte’de
hizmete açık olan hamam
Király gyógyfürdő, yapımı Arslan
Paşa tarafından başlatılmıştır. 1566
yılında idam edildiği için tamamlanamamıştır.
Sokollu Mustafa Paşa
tarafından inşaası tamamlanmıştır.
Sokollu Mustafa Paşa’nın güzel
sanat eserlerine karşı büyük ilgisi
vardı. Budin’i ilk imar eden beylerbeyi
o olmuş, sadece Budin’de değil,
Macaristan’daki diğer şehirlerde de
pek çok imar hareketlerinde de bulunmuştu.
Bunların başında Budin’deki
kaplıcalar gelir. Bunların daha o zaman
XVI. yüzyılda şöhreti tüm Avrupa’ya
yayılmıştı

dd-33-104

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir