Büşra

12 Ağustos 2016

Kanser olduğunu öğrendiği gün,
elbette büyük yıkım olmuştu Büşra
için.
Hastane bahçesine çıktığı an, tutunacak
dal, başını yaslayacak omuz
aradı… Ancak yapayalnızdı!
Bahçenin yola bakan kenarındaki
banka oturdu. Gözlerindeki yaşı
silecek bir mendili bile yoktu işte ve
kendini çok çaresiz hissediyordu.
Bir süre sadece yola bakarak
ağladı. Yol kenarında duran simitçiden
başka, onun ağladığı hiç
kimsenin umurunda değildi. Yaşlı
simitçi, usulca yanına yaklaşıp, elinde
bulunan mendili uzattı. Büşra
bu kıymetli hediyeyi alıp gözlerini
sildi. Sonra başını kaldırıp yaşlı
adama bakarak, teşekkür etti.
Yaşlı bir simitçiydi evet ama
yaşı kadar büyüktü yüreği ve genç
kadının yaşlı gözlerine teselli olmak
istercesine, gülümsüyordu…
Büşra tekrar teşekkür edip, yolun
karşısındaki tramvay durağına doğru yürüdü.
İlk gelecek tramvaya binip, hemen oradan
uzaklaşmak istiyordu, belki de kaçmak…
Fakat ne kadar kaçarsa kaçsın, o yoldan
daha çok kereler gelip gidecekti, bunu da çok
iyi biliyordu.
*
Bir kaç gün sonra yeniden hastaneye gelmesi
gerekiyordu Büşra’nın. Ve bu defa, tabiri
caizse geri geri gidiyordu ayakları, o yoldan
geçerken.
Ama başka çaresi de yoktu…
Hamile olduğu için, her evrakına “acil”
notu düşülüyor, işleri daha hızlı hallediliyordu.
Bir gün yine “acil” notu düşülmüş bir
kâğıt verdiler eline. Sadece hasta kayıt bölümünden,
bulması gereken doktorun ismini
söylediler, bir de evrakıyla birlikte o doktora
gitmesi gerektiğini…

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir