Casio

31 Mayıs 2017

Haluk Ecevit

Çocukluğumun en eğlenceli yılları, dokuzyüzyetmişbeş doğumlu abilerimin ortaokul zamanına denk gelmişti. Okullarda sabahçı-öğlenci kavramları olduğunu ilk olarak onlarda görmüştüm. Onlar, köyümüzdeki ilkokuldan mezun olduktan sonra artık kara önlüklerini bir kenara bırakıp, lacivert takım elbiselerini, beyaz gömlekleri ve kundura ayakkabıları giyerek, ellerine çanta yerine aldıkları klasörlerle ilçemize -Çerkezköy’e- okula gidiyorlardı. Sami ve Bünyamin Avcı kardeşlerin açık yeşil üzerine beyaz kuşakları olan üçyüziki otobüsleri her öğlen onları duraklardan alarak okula götürürdü. O duraklardan biri de şimdiki Sağlık Ocağı’nın yeri olan boş araziydi. Öğlen onikide gelecek olan otobüs için abiler saat daha dokuzda burada toplanır ve aralarında para toplayarak aldıkları Mikasa topla futbol oynarlardı.

 

İlk olarak bu günlerden birinde görmüştüm onu… Nisan güneşi altında ışıl ışıl parıldıyordu. Onun gibisini hiç görmemiştim o güne kadar! Hiç öncekiler gibi değildi. Gözlerim, güzelliğinden büyülenmiş halde sordum sahibine:

“Abi, nerden bu?”

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir