Cennet Hangi Anaların Ayakları Altında?

12 Kasım 2018

Gülden Çavuşoğlu

Emre’nin hikayesi

“Cennet anaların ayakları altındadır.” Peygamberimizin bu sözünü öğrendiğimde anneme olan nefretim daha da arttı.

En azından cennet benim annemin ayakları altında olamazdı.

Bu sözleri bir evladın ağzından duymak ne kadar rahatsız edici ise, bir anneye söylemekte o kadar can yakıcı.

Ama “anne” dediğiniz zaman, üzerinizdeki haklarının saymakla bitmeyeceği insanlardan bahsedilmeli.

Oysa benim annem, sadece beni doğuran ve adıma, “Emre” diyerek hak sahibi olmuş olan kişidir.

Adım Emre, yirmi sekiz yaşındayım. Hüznümü büyük bir hazineymiş gibi içimde sakladım yıllarca. Ancak artık nefretimle beraber, bütün acılarımı da bir bir söküp atacağım…

Babam, annemi, kardeşimi ve beni bir başkası için terk edip gittiğinde henüz üç yaşındaydım. Kardeşim ise benden üç yaş küçük, yeni doğmuş bir bebekti.

Babam bizi terk edip gittikten sonra, annem başka bir adamla tekrar evlilik yaptı. “Adam” diyorum ama ne yazık ki, bu o kişiye çok büyük bir lütuf olurdu. Sarhoşun, ayyaşın tekiydi. Birkaç yıl üvey baba ile yaşamaya çalıştık. Ben yedi yaşımda, kardeşim ise dört yaşındaydı ki, bizi Arifiye Çocuk Esirgeme Kurumuna gönderdiler. On iki yaşıma kadar burada kaldım. Daha sonrasında Sakarya Hızırtepe Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna gönderildim. Daha küçüktüm ve anneme karşı nefret besleyemiyordum. Onu çok özlüyordum. Anne baba sıcaklığını yuvamda hissedemediğim için kaldığım kurumda aradım. Ancak orada da bulamadım. Bizden büyük abiler vardı, onlar zaman zaman bazı çocuklara şiddet uygulardı. Ben ise herkesten, her şeyden uzak kütüphanede vakit geçirir, huzuru okumakta bulurdum. Tabii her ne kadar uzak durmaya çalışsam da, bir defa ben de şiddete maruz kaldım.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir