Derdi olanın öfkesi de olur!

17 Nisan 2018

Yavuz Bahadıroğlu

“Ben edebiyat öğretmeniyim bana edebiyat öğretmeyin” demekle olmaz, “edibler” öncelikle “edebli” olur! Edebi bilmeyen, allâme olsa işe yaramaz.

Şiiri şaire, kelâmı hatibe, ilmi âlime, fikri mütefekkire bırakmalı.

“Bir bir daha iki eder, ama bir şair bir şair daha iki şair etmez, bir dünya eder” demişti bana Necip Fazıl:

Şiirsiz kalan, dünyasız kalır!

Hayatta bunu yapamıyoruz, ama bu alanda yapabiliyoruz: Edebsizlere, terbiyesizlere, seviyesizlere bir çizik atıyoruz, yok oluyorlar!

Sanat

Tarihimizi, edebiyatımızı, şiirimizi, müziğimizi, mimarimizi, mahallemizi, folklorumuzu, dilimizi, ahlâkımızı, kılık kıyafetimizi, hatta aile yapımızı “sanat” diye diye bozdular! Bu tür sanat anlayışını reddediyorum!

Sayın Cumhurbaşkanımız diyor ki:

“İrfandan yoksun bir kültür, sanat ve ahlâktan yoksun bir sporla hiçbir yere varamayız”. Nitekim varamıyoruz.

Suyun ruhunu renklendirip kâğıda emzirebilen maharet ebruya, bağımsız taşlara aşk katabilen incelik de mâbede dönüşür…

Kelimeleri yürekte damıtıp aşkla kundaklayabilirseniz şair, iç dünyanızdaki renkleri tuvale emdirebilirseniz ressam olursunuz.

Osmanlı’yı kısa zaman içinde büyütüp dünya önderi ve örneği yapan sırrın özü iman, irfan, ilim, hikmet ve sanattır.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir