Dergiler ve Okuyucular

23 Temmuz 2018

Prof. Dr. Hasan Seçen

Divanyolu Dergisi’nin yayın yönetmeni Muammer Erkul Bey, yazdığı e-posta mesajlarının birinde “Bizim, dergi olarak desteğe ihtiyacımız diğer yayın organlarından daha fazla. Çünkü öğrencilere yalnız okul yetmiyor” diye yazmıştı. Muammer Bey haklıydı. Ben de bir edebiyat okuyucusu olarak, dergiciliğin edebiyat ve düşünce hayatında çok önemli bir rolü olduğunu her zaman düşünmüşümdür.

Cemil Meriç, “Bu Ülke” kitabında “…Kitap fazla ciddi, gazete fazla sorumsuz. Dergi, hür tefekkürün kalesi. Belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür. Kitap, çok defa tek insanın eseri, tek düşüncenin yankısı; dergi bir zekâlar topluluğunun. Bir neslin vasiyetnamesidir dergi; vasiyetnamesi, daha doğrusu mesajı. Kapanan her dergi, kaybedilen bir savaş, hezimet veya intihar.” der [1].

 

İlkokul ve ortaokulu köy sayılabilecek bir kasabada okudum. Kasabamızda bir gazete-dergi bayii yoktu. Bundan dolayı ilkokul ve ortaokulda yalnızca kitap okudum. Okulun kitaplık kolu başkanıydım ve kitaplığımızda 150’ye yakın çocuk klasiği vardı. Çocuk klasiklerini okumaktan usanmaz, ancak yine de özellikle yaz tatillerinde büyük bir “kitap açlığı” yaşardım. Yeni bir kitap bulamadığım zamanlarda aynı kitabı defalarca okurdum. Ortaokulu bitirdikten sonra Çanakkale Öğretmen Okulunu kazandım ve bu okulda dört yıl yatılı öğrenci olarak okudum. Okulun kitaplığında iki binin üstünde kitap vardı. Kitapların birini bitirip diğerine başlardım. Okulda-diğer zamanlarda serbest olmasına rağmen- akşamları iki saat ve sabahları bir saat olarak uygulanan etüt saatlerinde dersle ilgili kaynaklar haricinde bir şey okumaya müsaade edilmezdi. Ders dışı roman, hikâye vb kitap okuyabilmek için etüt saatinin bitmesini iple çekerdim.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir