Düşmedim ben!

1 Mayıs 2017

Yıldız Mersin

Bayramlar hem sevinç, hem de tuhaf bir burukluktu o yıllarda…

Heyecan içinde, İstanbul’dan gelecek olan misafirleri beklerdik, kardeşimle.

Günde on araba bile tırmanmayan bu dağ yolunda, duyduğumuz her sese koşardık. Akranlarımız gelecek, dede evi ve bizim evimiz şenlenecekti. Üstelik yanlarında getirdikleri oyuncaklarına dokunabilecektik. Bazen teyzelerim ekmek üstüne sürülen o çikolatadan getiriyorlardı. Onlar yerken biz de yanlarında olursak, biraz ısrar ettiklerinde utana sıkıla yiyorduk. Hem de minik minik ısırarak, tabii ki hemen bitmesin diye. Yine getirirlerdi ki…

Hem belki… Benden bir yaş büyük olan kızının, ona artık küçük gelen o rengarenk elbiselerinden verirdi teyzem.

İşte bayram; benim için o zaman bayram olacaktı.

Yol kenarındaki kiraz ağacına çıkıp bakınca çok uzaktan araba gelip gelmediğini görebiliyorduk. Araba dediğim de çoğu zaman bir traktördü ama o bile yüreğimizin hızla çarpmasına yetiyordu. Çünkü traktör de ulaşım aracıydı bizler için. Beklediklerimiz gelen bir traktörde de olabilirdi…

Kahvaltıdan, ikindi saatlerine kadar kiraz ağacında kaldık veee beklenen an geldi

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir