Ehl-i Sünnet İ’tikâdı

20 Ocak 2017

Müslimân olmanın ilk şartı, îmân etmekdir. Doğru îmân ise, Ehl-i Sünnet
i’tikâdına uygun olarak inanmağa bağlıdır. Akllı olan ve bülûğ çağına giren erkeğin
ve kadının birinci vazîfesi, Ehl-i Sünnet âlimlerinin kitâblarında yazdıkları
îmân bilgilerini öğrenmek ve bunlara uygun olarak inanmakdır. Kıyâmetde
Cehennem azâbından kurtulmak, onların bildirdiklerine inanmağa bağlıdır.
Cehennemden kurtulacak olanlar, yalnız bunların yolunda gidenlerdir. Onların
yolunda gidenlere “Sünnî”veyâ“Ehl-i Sünnet”denir.
Bir hadîs-i şerîfde, “Benim ümmetim yetmişüç fırkaya ayrılacakdır. Bunlardan
yalnız bir fırka Cehennem azâbından kurtulacak, diğerleri ise helâk
olacaklar, Cehenneme gideceklerdir” buyuruldu. Bu yetmişüç fırkadan herbiri,
islâmiyyete uyduğunu iddia etmekde ve Cehennemden kurtulacağı bildirilen
bir fırkanın, kendi fırkası olduğunu söylemekdedir. Mü’minûn sûresi
54.cü ve Rûm sûresi 32.ci âyet-i kerîmelerinde meâlen: “Her fırka, doğru yolda
olduğunu sanarak sevinmekdedir” buyuruldu. Hâlbuki, bu çeşidli fırkalar arasında,
kurtulucu olan birinin alâmetini, işâretini, Peygamberimiz “sallallahü
aleyhi ve sellem” şöyle bildirmekdedir: “Bu fırkada olanlar, benim ve Eshâbımın
gitdiği yolda bulunanlardır”.
Eshâb-ı kirâmdan birini dahî sevmiyen, Ehl-i Sünnetden ayrılmış olur. Ehl-i
sünnet i’tikâdında olmayan da, kâfir veyâ“Bid’at ehli”sapık olur.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir