Emir Sultan -3-

Abdullatif Uyan

Beni de alın yanınıza
Emir Sultan hazretleri, manevî bir işaretle yola çıktı Medine'den.
Gökyüzünde üç kandil belirmişti. Bu kandilleri takip ederek yol alıyordu mübarek
velî. Anadolu'ya gidiyordu. Bir bey ile oğlu, onu gördüler. Sohbetini
dinleyip çok beğendiler. Özellikle delikanlı hayran oldu Emir Sultan hazretlerine.
Kalbi, Onun muhabbetiyle doldu.
“Efendim, beni de alın yanınıza” diye yalvardı. Gülümsedi mübarek:
“Olur evladım! Sen de gel bizimle” buyurdu.
Onu da aldı yanına.

Bir beldeye vardılar. Yol ise ikiye ayrıldı. O esnada, biri gelip şöyle dedi onlara:
“Şu istikamete gitmeyin sakın!”
“Neden?”
“Çünkü o yolda bir yılan var ki. iri ve azgındır. Gelip geçenlere saldırıp öldürüyor” dedi.
İyi de, Emir Sultan’a yol gösteren üç kandil o tarafı gösteriyordu. Mecburen
döndüler o yana. Yani yılanın bulunduğu yola.

Az gidince gördüler onu. Yılan değil, bir ejderhaydı sanki. Ürpermemek
elde değildi. Fakat çok sevinçliydi, neşeli görünüyordu.
Sanki şerefli bir misafir bekliyor gibiydi.
Emir Sultan;
“Korkmayın! O da Rabbimizin âciz bir kulu. Hakk'a muti/itaatli olana, zarar vermez”
buyurdu.
Yılan dile geldi o ara. Yüzünü Emir Sultan'a döndürüp;
“Safa geldiniz efendim! Günlerdir yolunuzu bekliyordum” dedi.
Kafilede olanlar hayretle;
“Bu yılan, insan gibi konuşuyor” dediler.
Yola devam edildi.
Talebeden birinin canı "hurma" istedi. Tam o anda koca bir hurma ağacı gördü.
Üstelik taptaze ve olgun hurmalar vardı üzerinde. "Bunlar ne zaman oldu?" diye düşünürken,
Emir Sultan hazretleri sordu o talebeye:
“Senin canın hurma istemedi mi?”
“Evet efendim, istedi.”
“İyi ya, işte hurma. Ye de şükret!..”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir