Evlilikle Gelen Aşk

24 Ekim 2016

Muhyiddin İbni Arabî “Erkeğin
kadına duyduğu iştiyak bütünün kendi
parçasına duyduğu iştiyaktır” der.
“Bana dünyanızdan üç şey sevdirildi:
Kadın, güzel koku ve namaz.”
Hadîs-i şerifinde, önce kadının zikredilmiş
olması, kadına duyulan aşk
ve iştiyakın bir “peygamber mirası”
olarak sahiplenilmesine zemin
oluşturmuştur.
Evliliğin
Müsekkin Etkisi Vardır
Ayette eşlerle “sükûn” bulduğumuzu
söylüyor Allah. Sükûn hareketten
sonra durulma, taşkınlıktan
sonra olgunluktur. Müsekkin
de aynı kökten gelir, sakinleşmek,
teskin olmaktır o. Evliliğin trankilizan,
yani müsekkin etkisi vardır.
Sükûnet, huzursuzluğun zıddıdır.
Açlık, üşümek, yurtsuzluk, yuvasızlık,
göçebelik, yalnızlık, uykusuzluk,
güvensizlik gibi ihtiyaçlar huzursuzluk
verir insana. Oysa sıcak bir
çorba, yanan bir soba, demlenen bir
çay, akşam eve döneceğinden emin
olduğunuz bir eş; sevgiyle kuşatılmışlık,
sükûnet, rahatlama ve tatmin
duygusu uyandırır. Türkçede
evlilik kelimesinin “ev” üzerine kurulu
olmasının evliliğin vaat ettiği
huzur, güven iklimi ile ilişkisi vardır.
Zira “mesken” de sükûnla aynı
kökten gelir. Yani evlilik yeri, yurdu,
kararıdır çiftlerin. Kurallı yaşama
iradeleridir.
İnsanın tahammül edemediği iki
şeyden biri belirsizlik, biri de güvensizliktir.
Tanımadığınız bir mekâna gittiğinizi
düşünün. Eğer bir tehlike
hissediyorsanız uyuyamazsınız. Ya
da bir otobüse bindiğinizi düşünün.
Şof öre itimadınız yoksa rahat edemezsiniz.
Evlilik tahammülü zorlayan
bu iki huzursuzluğu da ortadan
kaldırır. Evlilik bir niyet anayasasıdır.
“Birbirimize saygı duyacağız,
zorluklar yaşadığımızda birlikte üstesinden
geleceğiz, birbirimizi sevip
sayacak, koruyup kollayacağız”
vs… Böyle bir niyet yoksa evlilik de
olmamalı.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir