Fâtih Nesli Olmak Ve Ona Yürümek

14 Eylül 2017

Ömer Koç

“Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih ihsan ettik ve Allah sana şanlı bir zaferle yardım eder”

İşittiği bu ayetler genç yaştaki Sultan Mehmet’in her saniye zihnini ve kalbini meşgul ediyordu. Çünkü o, kendisine 830 sene evvel seslenen Yaratılmışların Efendisi’ne (Aleyhisselâm) dönmüştü yüzünü. Onun mübarek sesini duyuyordu her daim:

“Letüftehanne’l Kostantıniyyete, ve le ni’mel emrü zâlike’l emr, ve le ni’mel ceyşü zâlike’l ceyş” (İstanbul bir gün mutlak fethedilecektir. Onu fetheden asker ne güzel asker, onu fetheden komutan ne güzel komutan…)

 Bizim ‘İstanbul’umuz Neresi?

Muhteşem bir tarihi mirasa sahip olduğumuz inkâr edilemez. Zira bizler dünyanın başkenti olan İstanbul’u ve daha nice kaleleri-şehirleri fethetmiş Sultan Mehmet’in torunlarıyız. Fakat, Fatih’in nesli olmanın yüklediği sorumlulukların ne kadar farkındayız acaba?

Onun henüz yirmili yaşlarda açtığı ve: “Durmayın! İlerleyin.” dediği yol üzerinde yürüyebiliyor muyuz? Hatta sadece görebiliyor muyuz o yolu?

Bizim fethettiğimiz yahut fethetmek istediğimiz İstanbulumuz neresi?

Atamız Fatih’in kudretinin ulaştığı yerlere bizim hayallerimiz olsun ulaşabiliyor mu? İşte bütün bu soruları kendimize soruyor ve cevabını arıyorsak, o yolda ilerlemek adına birkaç adım da olsa atıyoruz diye inanıyorum…

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir