FETÖ ile mücadeledeki acı gerçekler

22 Temmuz 2017

Nuh Albayrak

 

Kırk yıldır sinsice ilerledikten sonra ihanet planını uygulamaya kalkan FETÖ çetesinin, Türk milletinin başına bomba olarak yağdığı “cinnet gecesi”nin üzerinden bir yıl geçti.

Devlet ve millete karşı ilk açıktan meydan okuması olan 17/25 ile birlikte bu yapıya karşı başlayan mücadele, 15 Temmuz’dan sonra ilan edilen OHAL ile daha kurumsal bir boyut kazandı.

Yaklaşık bir yıldır devam eden bu mücadelede gelinen noktayı ve gidişatı masaya yatırmakta fayda var.

Ancak bu muhasebeyi doğru yapabilmek için önce FETÖ’nün gerçek yüzünün ne kadar ortaya serilebildiği ve kamuoyunun bunları ne kadar tanıyabildiği hususuna göz atmak gerekir.

Bu yapının başlangıçta “Hizmet hareketi ve cemaat” olarak yola çıktığını, zamanla; dış müdahalelerle “FETÖ”ye, yani suç örgütüne dönüştüğünü düşünenler sadece kendi gafletini ilan etmiş olur.

Bu yapı ilk başlangıçta bir suç örgütü olarak dizayn edilmiş ve “FETÖ” olarak yola çıkmış ama gerçek yüzü geç fark edilmiş ve “gerçek adı” geç konulmuş bir örgüttür.

Zira, “Ilımlı İslam” adı altında İslamiyeti tahrif ederek, Müslümanları parçalamak ve Türkiye’yi teslim almak için bu yapıyı dizayn edenler, daha en başında bütün şeytanî birikimlerini ve yöntemlerini “maya” olarak kullanmışlardır.

FETÖ, “Nihaî hedefe ulaşıncaya kadar her şey mübahtır” prensibiye, bütün ulvi değerleri istismar ederek bugünkü noktaya gelmek üzere kurulmuş operasyonel bir organizasyondur.

Uzun ve sinsi bir kuluçka döneminden sonra 80’li yıllarda önce medya sektöründe ete-kemiğe bürünerek karşımıza çıkmış ve muhafazakar dünyamıza hışımla girmişlerdir.

Takıyye prensipleri gereği, son derece mütedeyyin bir görüntü vermelerine rağmen, şimdi “kumpas” diye isimlendirilen ve her türlü sahtekarlığı içinde barındıran yöntemlerini ilk günden bu yana her aşamada uygulayarak ilerlemişlerdir.

Önce hemen yanıbaşlarından başlayarak, kendilerine rakip olarak görünen kişi ve kurumlara uyguladıkları bu sinsi yöntemleri, kamuoyu ancak devleti hedef alacak noktaya geldikleri dönemde fark edebildi.

Kamuoyu, bu sinsi kumpasları hiç göremedi, mazlumların feryatlarını kimse duymadı ve dolayısıyla takıyye perdesine gizledikleri bu zulümlere imkân verilmiş oldu.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir