Gözyaşı Medeniyeti

23 Aralık 2017

Korhan Kandemir

Aklıma Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinin, bin bir türlü incelikler ve güzelliklerle ürpertici duası geldi:Aklıma Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinin, bin bir türlü incelikler ve güzelliklerle ürpertici duası geldi:“Allahım! Bana ağlamasını bilen bir çift göz ver!”Ağlamasını bilmek, bence insan olmanın… Dolayısıyla merhametin, asaletin, adaletin, saadetin ve billûrdan medeniyetin ilk şartı. Ömer Öztürkmen ağabeyimin bir kitabı, şimdi bir gül güzelliğiyle gönlümdedir. İslam Gözyaşı Medeniyeti!*Şimdi “Gözyaşı medeniyeti de ne demekmiş?” diyenler çıkabilir. İnsanları bir ot gibi, bir böcek gibi görenlere, merhametten nasibi olmayanlara gözyaşı medeniyetini nasıl anlatabilirim? Milyonlarca insanın gönlü üzerinde tepinip duranlar, zulüm kanunlarıyla ve zulüm hafiyeleri ile, gönüllerimizi çarmıha germek isteyenler, ağlayabilmenin ne demek olduğunu nereden bilecekler?
Bu yazımıza Yavuz Bülent Bakiler üstadın çok lezzetli bir yazısından alıntı yaparak başlamak istedim.Günümüzde, modern çağlarda unuttuğumuz kavramlardan biridir ağlamak. Aslında ağlamanın kendisi değil de “niçin” olduğu. O kadar unutulmuş, o kadar bizden uzak düşmüştür ki, sanki olmaması gereken bir şey, sanki bir zaafmış gibi görülür oldu. Ağlamanın sebebi, hikmeti bilinmezse eğer, bir zaaf gibi görünür. Oysa en yumuşak olan, en naif ve kırılgan olan en güçlüdür. Bir de “erkek adam ağlamaz” diye üstüne basarak, başımız dik olarak söyleriz bu cümleyi. Gülen, ağlar da tabii. Eğer bir yerde gülmek varsa, ağlamak ta yanındadır. Esasen ağlamasını bilmeyen gülmeyi ne bilsin!*

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir