Güzel’in mirası

1 Haziran 2018

Fatih Selek

“Babam hayırsever bir iş adamıydı. 1950’lerde Ahmet Demir diye bir vali vardı. Sonradan Emniyet Genel Müdürü oldu ve Türk milliyetçilerine tabutluk işkencelerini yaptı. Koyu CHP’liydi. Malatya meydanına İsmet İnönü’nün heykelini yaptırmaya karar veriyor. Herkese ‘Sattığınız mala yüzden 10 koyacaksınız ve bunu bana heykel harcı diye vereceksiniz’ diyor. Babam Kamil Güzelbey kabul etmiyor.

Vali, bunun üzerine ‘Çağırın gelsin’ diyor.

Ve şöyle bir teklifte bulunuyor: “Sen yüzde 20 koy. 10’unu sen kazan, 10’unu heykele ver’.

Babam, ‘Ben haram yemem, bunu da yapmam. Vergi kanununda yerini gösterin’ diye cevap veriyor.

Vali bunun üzerine ‘Atın içeri’ diyor.

15 gün ceza evinde yatıyor. Sonra ‘Bu nasıl bey olur’ diyerek soy ismini değiştiriyorlar. Güzelbey, Güzel oluyor.

***

Ben devlet malına çok dikkat ederdim. Öyle ki mesaiye cebimde iki kalemle giderdim. Eğer kendi işimi yazıyorsam şahsi kalemimle, devlet işi yaparsam devletin kalemiyle yazardım. Meclis’te bakanken, milletvekiliyken, müsteşarken cebimde şıkır şıkır jetonlarla gelirdim. Kuliste bir telefon kulübesi vardı. Oradan özel konuşmamı yapardım. Masamdaki telefondan kendime ait bir tek konuşma yapmadım. Makam arabalarım oldu. Eşim, çocuklarım bir defa binmediler. Hiçbir şekilde kamu binası satın almadım…

Bir gün milli emlak genel müdürü geldi. Ufak tefek bir adam.

‘Biz baktık, herkes üçer beşer daire almış Ataköy’den. Siz hiç almamışsınız. Özel kalem müdürü bile şu kadar almış’ dedi.

Evler yüzde bir faizle peşinatsız 20 yıl ödemeli.

‘Bir dakika benim param yok. Ben başbakanlık müsteşarı olmasam da verir siniz? diye sordum.

‘Hiç verir miyim?’ dedi.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir