Hamurunda İyilik Var

23 Haziran 2018

Süleyman Eldeniz

Şehir merkezinde işlerini bitirince, İstanbul’a gitmek üzere arabasına bindi. Yol daha düzgün, kısa ve dolambaçsız olduğu için Gediz üzerinden gitmeye karar vermişti. İzmir çıkışına geldiğinde şehrin son ışıklarında durdu. Solunda kalan otogarda dizili bekleyen yolcu otobüslerine göz gezdirdi. Kendi kendine: “Bu otobüslerden birine binseydim, en az sekiz saat sürecekti İstanbul’a varmam” diye düşündü.

Bu sırada ışığın da yeşile döndüğünü görüp, yavaşça hareket ettirdi arabasını. Tam o anda gözü, az ilerde sağdaki bir ağacın gölgesine sığınmış dedeye takıldı. Başında, beyaz desenli, tam tepesinde ufak ponponu olan mavi hacı takkesi vardı. Elinde ise, hani eskiden anne babalarımızın pazara gidip gelirken taşıdığı çizgili çantalardan tutuyordu. Neydi adı? Hah; “pazar çantası” işte…

Arabası henüz hızlanmamıştı. Sağa sinyal vererek dedenin hizasında durdu. Araladığı yan pencereye doğru eğilerek seslendi:

“Hayırdır Hacı Dede, nereye böyle?”

“Gediz’e bağlı Abide beldesine gideceğim evladım…”

Yüzündeki gülümsemesini biraz daha büyülterek rahatlatan bir ses tonuyla davet etti:

“Gel Hacı Dede gel! Ben de o tarafa gidiyorum, bırakayım seni.”

Bunları söyledi ama içi rahat etmemişti. Üşenmedi, hızlıca indi arabadan. Dedenin elindeki çantayı alıp arka koltuğun önündeki boşluğa yerleştirdikten sonra ön kapıyı açıp, arabaya binmesine yardımcı oldu.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir