Harraç!

25 Eylül 2018

Fatma Pekşen

Bilmem, çarşı ahalisi bu sesi duymayalı kaç yıl oldu?

Ve gene bilmem, siftah ne zaman tanışmıştı bu sada ile? Ne kadar kişinin kursağına bu sesten dolayı ekmek girmişti?

Bilemem. Kati günüyle başlangıç tarihi bilinmez de.

Tellallık. Nam-ı diğer ses ile para kazanmanın icra edildiği bir meslek dalı…

Sözlük anlamı, delalet’ten, dellal’den gelme, bir haberi veya satılacak bir malı, çarşı pazar dolaşıp, bağırarak halka duyuran, alıcıyla satıcı arasında aracılık yapan kişi demek.

Bir başka deyişle, geçmişi şaşaalı olsa da günümüze ulaşamayan, teknolojinin getirdiği imkânlardan dolayı tökezleyerek, kaybolanlar arasına giren bir zanaat.

Geçmiş tarihlerde, diğer şehirler gibi bizdeki arastaların, bedestenin, çarşı esnafının cümlesinin, dolayısıyla da bütün şehrin bildiği bir sada bu.

Harraç!

Her ne kadar mahalli dilde harraç diye telaffuz edilse de asıl söyleniş biçimi haraç olup, mezat etme, açık artırmayla satın alma mânâsını taşır. Bilmem, bir zamanlar başka diyarlarda hangi kelimelerle yapılıyordu bu duyuru?

Gür sesli tellalın çarşıyı ayağa kaldıran narasıyla canlanır kendi halindeki esnaf. Çekicini örsünün üzerine koyan demirci, iğnesini kumaşına saplayan terzi, ocağını harıyla bırakan bakırcı, kallavi fincanını son höpürtdetmeyle masaya koyan kahve müdavimi…

Dükkânların darabalarına çarpıp, önlerindeki asma ağaçlarının dallarını okşayıp, arnavut kaldırımlarını yıldırım hızıyla dolanan “Harraç-mezat, harraç-mezat!” sadası ile esnaf yönünü Orta Çarşı’nın, Kuyulu Dükkân’ın tarafına doğru vurur çok geçmeden.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir