Hasret

Martı ve gemi seslerinin karıştığı, bir de
hafif rüzgârın bu melodiye eşlik ettiği
İstanbul sabahı. Ellerim cebimde, içimde yalnızlığın
senfonisi, kulağımda uzakların tınısı;
ve içimde mevsim hep kış!..
Ellerimi cebime katmak, ısıtmıyor avuçlarımı.
Adımlarım, olduğundan da ağır.
Bir sandala benziyor yüreğim;
Her dalgada o yana bu yana yalpalıyor fakat kıyıdaki
direğe bağlı…
Elimdeki simit parçasını martılarla bölüşüyorum…
Yo, hayır! Bölüştüğüm simidim değil
aslında; her dokunduğumda kapıları, pencereleri
gıcırdayan bir konak kadar içimde eskimiş
yalnızlığım!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir