İdrakimiz ve Akl-ı Sakim

İnsanın organizması, “beş duyu” ile dışa açılır. Eşya ve olaylardan gelen
“veriler”, önce “duyumlar” halinde idrak edilir ve insan zihninde “şuura”
kadar yükselir. Zeka dediğimiz şey, bu “verileri”, duyumdan – şuura kadar
yüceltebilen “yüksek idrak kabiliyetimiz”dir.
Büyük İslam alimi, İmam-ı Gazali Hazretlerinin buyurdukları gibi, “İnsan
dış gözü ile bakar ve fakat iç gözü ile görür.” Yani, görmenin aleti organizmadır
da gören “ruh”tur. Onun için diyoruz ki, ruh sahibi olmadıkça,
hiçbir makina ve hiçbir alet, göremez, işitemez, duyamaz, duygulanamaz
ve şuura ulaşamaz.
İnsan zekası, “duyumlar” ile “şuur” arasında devamlı olarak mekik dokur;
şuura malzeme taşır. Şuur, bu malzemeyi, kendine verilen güçler ölçüsünde
değerlendirmeye çalışır; kendisinde bulduğu “veriler” ile birleştirerek
veya uzlaştırarak yeni sentezler oluşturur. Kısacası, “duyumlar”,
hiç durmaksızın “şuurun kapısını” çalar ve onu uyanık tutmaya çalışır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir