İnsanlar ölür, aşk yaşar

1 Mayıs 2017

Osman B. Karabacak

Öğrenciler kütüphaneyi hep açık bulurlardı, derslerden önce, öğle teneffüslerinde, derslerden sonra, ikinci etüd bitip de yatakhaneye çıkarken. Işıklar hep açıktı.

Ne zaman uyuyor bu Camgöz?

***

Onun baharı Eylül'de okullar açıldığında başlıyordu, kapanana kadar. Haziran'da sınavlar bittiğinde o da kitapları ile başbaşa kalıyor, onları düzenliyor, ciltleri bozulanları tamir ediyordu. Başka ne yaptığını bilmiyorlardı.

O da söylemiyordu ki…

***

Okullar açıldı. Her şey tamam, yerli yerinde, tek eksik ise Camgöz…

Sıcak bir Ağustos günü ayrılmıştı; mektebinden, dünyasından, dünyadan.

Yerine gelen gencin ilk işi kartoteks kutularını kaldırmak oldu. Arkaya, işe yaramaz diye ayrılan kötü istiflenmiş kitapların yanına bıraktılar kütüphanenin en eski demirbaşını. 

Keşke atabilseydi, kurtulurdu eskiye ait, eskiyi hatırlatan, eski kutuları… 

***

Bir gün, o gün, o unutamadığı gün fırsatını buldu.

Kurtulacaktı, atmak için izin almıştı. Açtı ilk kutuyu.Kartları, dönüşüme göndereceği koliye boşaltacaktı. Eski, sarı kartları, elle tutulmuş kayıtları atacaktı.

Çıkardı, tam atacakken arkasını gördü; el yazısını, inci gibi yazıları, şiir olmalı, beyitleri…

Camgöz Nuri her kartın arkasına bir şiir yazmıştı, aşk şiirleri…

Atamadı, atmadı. İnsanlar ölürdü ama;

..aşk ölmemeli. 

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir