Işığı Yanan Ev

 

Recep Koçak

 

Altı yıl önce İzmir'de bir gönüllü toplantısında yazar Nihat Dağlı da misafirlerimiz arasındaydı. Söz aldı ve Profesör Saffet Solak Beyden dinlediği bir hatırayı paylaştı. Saffet Solak Bey bir konuşmasında o hatırasının şöyle anlatmış:

“Tıp fakültesini yeni bitirmiş, pratisyen hekim olarak ilk görev yaptığım yere, Konya'ya bağlı bir beldenin sağlık ocağına gitmiştim. Gençtim, bekârdım. Küçük bir beldeydi gittiğim yer. İlk gece bir eve misafir olmuştum. Tren istasyonunun hemen yanında bir evdi. Akşam yemeğinden sonra çaylarımız gelmiş, sohbetler edilmişti. Üzerimde yol yorgunluğu, geldiğim yeni yerin yabancılığı vardı. Saatler ilerliyor, ağır bir uyku beni içine çekiyordu. Ev sahibine bir şey de diyemiyordum. Bir müddet daha geçti; yine bir hareket yoktu. Evin büyüğü olan hacıanneye sıkılarak;

– Anneciğim, sizin buralarda kaçta yatılıyor?’ dedim. Hacıanne:

– Evlâdım treni bekliyoruz. Az sonra tren gelecek, onu bekliyoruz. Dedi. Merak ettim, tekrar sordum:

– Trenden sizin bir yakınınız mı inecek?

– Hayır evlâdım, beklediğimiz trende bir tanıdığımız yok. Ancak burası uzak bir yer. Trenden buraların yabancısı birileri inebilir. Bu saatte, yakınlarda, ışığı yanan bir ev bulmazsa, sokakta kalır. Buraların yabancısı biri geldiğinde, ışığı yanan bir ev bulsun diye bekliyoruz. Dedi.”

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir