“Işıklar İçinde Yatsın” da Ne Demek?

21 Mart 2017

Mahmut Haldun Sönmezer

Toplumdaki kamplaşma farklı derinlikler kazanarak büyüyor. Ayrışmanın
sadece siyâsî tercih ve hayât tarzı farklılığından ibâret olmadığı
açık. Meselenin kültürel alışkanlıklarımıza hatta ortak konuşma dilimize
kadar inen veçheleri var. Pek dikkat çekmese de ayrışma en umulmadık
noktalarda hatta detaylarda bile kendisini somut tezâhürleriyle açığa vuruyor.
Bugüne kadar ölenin ardından “Nûr içinde yatsın.” demeye alışmış
bu toplumun içinden çıkan bir zümre şimdi kalkmış ısrarla “Işıklar içinde
yatsın.” diyor. Ana hücrenin mitozbölünmeye uğrayarak iki yeni hücre
oluşturması gibi bir durum bu. Tabîre teveccüh gösterenler, kendilerini
laik(!) olarak tanımlayanlar. Bu uyduruk ifadeyi kullananlar, çoğunlukla
eskinin solcuları. Ölmüş arkadaşlarınıbu şekilde yâd etmeyi tercih ediyorlar.
Ve maalesef bu tabîr bir kesim içinde fevç fevç yayılıyor. Geleneksel
kültürün dinamiklerine yaslanarak hayâtını idâme ettirmeye çalışan kitlede
ise tabîri kullanmaya dönük bir rağbet yok. Yani, tabîr iki kesim arasındaki
ayrışmanın yeni bir uzantısı olarak tebârüz ediyor.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir