İslâm’da ‘Protestanlık’ Merakı!

23 Ekim 2018

Emre Miyasoğlu

Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın inayet ve lütfuna sığınarak başlamalı yazmaya ve okumaya…

Hıristiyanlık’ta Protestanlık mezhebi üzerine uzun uzadıya bir açıklama ile başlayabilirdik fakat kanaatimizce buna hiç lüzum yok. Protestanlık, kısaca, güya Hz. İsa’ya (aleyhisselam) inandığını iddia eden ve kendilerini ‘Hıristiyan’ olarak adlandıran tahrif edilmiş inanca mensup insanlar arasında başgösteren karmaşadan istifade ederek ortaya çıkmış reformist bir mezheptir. Yani tahrif edilmiş bir dinin, iyice tahrif edilerek tabiri caizse ‘kuşa çevrilmiş’ yeni halidir.

Konumuz elbette Hıristiyanlık ve Protestanlık değil. Meselemiz İslâm dini üzerinde oynanmaya çalışılan hain oyundur.

Yüzyıllardır devam eden harici akımın, son yüzyılda ‘akılcılık’, ‘modernizm’, ‘çağa uydurma’ gibi çeşitli fraksiyonlar halinde ulaştığı nokta belki de en tehlikeli evresinde. Şimdi burada bir parantez açmak icap ediyor. Bu noktaya gelinmeden önce 13. yüzyılda Hıristiyanlar arasında uygulanan ve amacında başarıya ulaşılan dini protesto ve hâkim inancı yerle bir etme tecrübesinin iyi anlaşılması gerekiyor. Protestanlığın doğuşunda yaşananlar ve ortaya sürülen argümanlar bugün, İslâm dünyasındaki manzara öne sürülerek bizzat 14 yüzyıllık İslâm inancının kendisi için uygulanıyor. Tahrif edilmiş bir inanç olan Hıristiyanlığın ‘geleneksel’ yapısını, ‘kiliseyi’, yani özetle dinin mevcut halini akıldışılığın ve geri kalmışlığın müsebbibi olarak tesbit ve teşhis eden zihniyetten tevarüs eden günümüz ‘aklı’, aynı argümanları İslâm dini için de kullanıyor.

Genelde ehl-i sünnet yolunun, Anadolu özelinde de Hanefilik-Maturidilik akımının Müslümanları (haşa) geri bıraktığını, hatta radikalizmi bu mezheplerin doğurduğu gibi akıl almaz herzeleri dile getirme cür’eti gösteren hoca görünümlü zangoç-akademisyenlerin yaymaya çalıştığı fitne aşikâr. Müslümanların cahilliği ve tembelliğinden faydalanarak, İslâm inancının kendisini mesul göstermeye çalışan bu nasipsiz zihniyet, İslâm’ı Hıristiyanlıkla aynı kefeye koyarak Lüteryen bir yaklaşımla “dinin reforma” ihtiyacı olduğu iddiası üzerinde duruyor. Böylelikle şuursuz Müslümanların dine olan güvenini elinden almak ve dine mesafeli olanların da tamamen inkâr yoluna sapması için bilinçli olarak çaba sarf ediyor.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir