Kadim Şehri Yaşamak

23 Nisan 2016

İstanbul; uğruna şairlerin en nadide mısralarını
döktüğü, imparatorların, kralların, hakanların
uğruna kanlarını akıttığı şehir. Eski
kıtaların buluştuğu nokta üzerindeki kadim
kent, nam-ı diğer Sultan-ı Berreyn, yani iki
karanın ve iki kıtanın sultanı. Dinlerin, milletlerin,
dillerin ve medeniyetlerin buluştuğu
nokta…
İstanbul, her ne kadar bizler bugün ona bu
şekilde seslensek de, Devlet-i Âli Osmanî,
resmi evrak ve yazışmalarında ondan daha
çok Konstantiniyyet-ül Mahrusa, Pâyitaht-ı
Âli yahut Dersaadet-i Osmâni gibi daha nice
şekilde hitap etmeyi tercih etmekteydi. Bu
isimlerse etimolojik özünde Osmanlı’nın medeniyet
vizyonunu gözler önüne sermektedir.
Sırasıyla Rumca, Farsça ve Arapça kökenli bu
kelimeler, Orta Asya’dan kalkmış Söğüt’e konmuş
ve Afro-Avrasya’da söz sahibi olmuş devletin
Roma-İslam-İran medeniyetlerini kendi
özünde birleştirmişliğinin bir parçasıydı. Bu
medeniyetlerden herhangi birini yahut Orta
Asya kökenli devletin kendi kodlarını dışlayan
bir zihniyetin Osmanlı’nın medeniyet perspektifine
vâkıf olamayacağı aşikârdır.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir