Kafası Tavana Değen Adam

31 Mayıs 2017

Süleyman Eldeniz

 

Bu yıllarda olduğu gibi, Ramazan ayının senenin en uzun günlerine denk geldiği zamanlardı. Çocuk orucu, denilen yarım günlük oruçlarım bitmiş, artık tam gün tutma çağım gelmişti.

İlkokul üçe gidiyorum. Okulda sabahçı-öğlenci ayrımı yoktu o sıralar; sabahları biraz daha geç gidiyor, öğleden sonra da eve dönüyoruz.

Yanlış hatırlamıyorsam Cumartesiydi ve ben orucumu tam gün olarak tutuyordum. Bir çocuğun uyanabileceği en geç saatte yataktan kalkıyorum. Ders çalışıyorum. Sonra gene yatıyorum. Ardından tekrar kalkıp biraz daha ders çalışıyor ve evden çıkarak gölgeden gölgeden bahçeyi turluyorum.

Babam ikindide geliyor eve. Hava hala sıcak. Büyükler bile yorulmamak için az konuşuyor.

“Akşama ne kadar kaldı?” diye yüzellinci(!) defa sorduğum halde, kısa bir cevap alıyorum:

“Daha var!”

Evdekiler sanki yiyecekmiş gibi bana bakıyor! Ayak altında dolaşmaktan sıkılıyorum. Sokaktan yavaş yavaş çocuk sesleri gelmeye başlıyor. Ben de bunu bekliyordum zaten, kendimi sokağa atıyorum.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir