Kalbimin Ellerinden Tutar mısın?

21 Eylül 2014

Kalbimin ellerinden tutar mısın
yâr? Ne düşmeme izin ver, ne üşümeme…
Ey yâr! Sükut, kızgın demire verilen
su gibi çelikleştirir kalbi. Seven
bir yüreğin sevdiğine susması mümkün
değil ki…
Kalbimdeki aşka and olsun ki, ellerimin
coğrafyası, gözlerimin deryası
sensin yâr! Kalbimin sükutunda
nefes alan nabzımsın.
Yerle göğün merkezi, şah damarımdaki
şahadet senindir. Senindir,
kâlû belâ bakışlarım; senindir hüzünden
huzura akışlarım. Sözden
ziyade sükuta râm oluşum senindir.
Senindir bilinmezdeki bilinenle görünmezdeki
görünenle doluşum.
Yollardaki menzilim, gözlerdeki
fer kuşum, bitmezi kıskandıran sevdam!
Sükut gözlü, sükut sözlü haykırışlarımın
sahibi; unutkanlığımın
ilacı, derdimin devası nefes davam!
Ruhumu sevda salıncağında mahşere
sallayan sükut kokan yâr, seninle
cennettir bana kalp adlı diyar. Niçinim
ve sebebim sensin yâr!
Hayatın bir tarafı ölüm, diğer tarafı
da sonsuzluk. Çok şükür ikisinde
de yolum Mevlâ’dan sonra sana çıkıyor,
ikisinde de yolum sana varıyor.
Bu imtihan dünyasında bunca nefesin
bana öğrettiği bir şey var: Ben
senin konuşan, sen benim susan tarafımsın
yâr!
Gece, ümidimin aydınlığına gülümser
ve ben her gecenin şafağında
hayallerimi sularım dualarımla.
Yarın, gül kokularına çağırır beni.
Vav’da gizli olan aşk, Elif’te vahdete
ulaşır; âşık olan gönlümün kandili
senden gelen nefesle ışıdıkça ışır.
Bir söz, bir hitap, bir hayal bile canmış
nefesmiş ruha. İnanmışlığımızdır
bizi koruyan ve dualarımızla kurtuluşa
ereceğiz bir gün o mutlak sona.
Ben bir ağacın salıncağı, ben bir
ağacın sermest kuşuyum. Nöbetteyim
başka kuşlar ağacımın dallarına
konmasın diye. Dizlerim çürük
çürük, yara bere içinde ellerim; sırf
o ağaç dizlerimden ve parmaklarımdan
beni öpecek diye…
İşte bu yüzden bir mumun pervaneyi,
bir pervanenin mumu kucaklayışına
sakladım beni.
İşte bu yüzden mumunu bulmuş,
yanmanın hazzına ermiş bir pervaneyim.
İşte bu yüzden başkalarının bende
yanmak isteyişi nafile. Aşkın nefesi
hasret, ruhu vuslat, salıncağında sallandığım
ağacın kuşları sükûta râm,
dualarımla eriyor özlem her akşam.
Bilemezsiniz benim aşka teslimiyetimi,
benim aşka mağlubiyetimi
bilemezsin. Eğer ki bilsen sükûtun
kalbindeki beni, seccademde secde
eden gözyaşlarımı ve gönlümün
Mevlâ’ya yakarışlarını… Belki o zaman
bir nebze anlayabilirsin kalbimdeki
sevdayı, dilimdeki duayı…
Can mülkünü sahibine, aşka kurban
etmişim. Ey sevgili bir ruhun
bundan âlâ isteği ne ola ki?

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir