Karanlığı Kovmak

11 Mart 2018

Nagihan Çelik

Cama vuran yağmur taneleri, içinde çocuksu bir coşku uyandırıyordu. Rüzgarın hızı arttıkça, bahçedeki çamın dalları cama dokunuyor, sanki biri cama vuruyor gibi ürperiyordu. Yolun üzerindeki lamba yağmurdan ve rüzgardan olsa gerek puslu ışıyordu. Üzerine aldığı şala iyice sarıldı. Rüzgar bir an hızlandı, dal iyice pencereyi örttü, ışıklar söndü. 

 Gözlerini açtığı halde kapalı gibiydi. Sesler şiddetlenmiş, dolu camları kırmaya çalışıyordu. Bazı arabalar çığlık atıyor, bazılarının camları patlıyordu. Hiç dua etmez, dua etmeyi birine sığınmak gibi bulur, kibirlenirdi. Bir iki adım geriye çekildi, fırtına giderek coşuyor, sesler, karanlık içini kaplıyordu. Rüzgarın sesine bahçedeki ıhlamur ağacının sesi karıştı, koca ağaç kırılıp yere yığılmıştı. Sehpanın üzerinde cep telefonu olduğunu hatırladı, eliyle aradı. Dışarıdan gelen şimşek ışıkları gözlerini kamaştırıyordu. Tam o sırada müthiş bir aydınlık oldu. Hemen ardından, korkunç bir gürültüyle çatırdayarak yere tükürdü gök. Bütün pencereler titredi, arabalar ağlaştı, az ilerideki sokaktan önce dumanlar, sonra alevler yükselmeye başladı.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir