Kervan ve bayrak

13 Mayıs 2016

Hicaz kervanındaki kişi, bilmem kaç
menzil sonra yine Hicaz’a giden insanlarla
beraber olacak.
♥ ♥ ♥
Yönünden endişe ettiğin zaman, en yakınında
yürüyenlerden birinin kulağına
fısılda:
“Nereye gidiyorsun?”
“Hicaz’a gidiyorum” derse, ona da sarıl
kendine de…
Demek ki hâlâ istikamet üzeresin.
♥ ♥ ♥
“En büyük keramet, istikamettir” demiş
ya büyükler.
Öyleyse sorup öğreneceğiz, aynı yönde
olduğumuz kimselerden; nereye gittiğimizi.
Her ne haltsan; ne yapıyor, ediyorsan
da en büyük hata elbette, kervandan
ayrılmaktır…
♥ ♥ ♥
Hangi devenin üzerinde uyuyor, hangi
atın üzerinde tünüyor ve hatta hangi
merkebin eyerine asılmış halde adımlarını
sürüklüyor bile olsan; bil ki o topal
eşek bile varacak Hicaz’a.
Sen, neden kuşkudasın kendinden?
Yeter ki yönünü şaşırma, başkalarının
kervanına karışma ve sakın ola sırtını
dönmüş olma menzile.
♥ ♥ ♥
Hicaz’a giden kişi, bilmem kaç menzil
sonra yine Hicaz’a gidenlerle beraber
olacak.
Ben, sizi seçtim;
Biliyorum ki, yolculuğumun ta başında
da başımın üstündeydi sevginiz ve
o zaman da yol arkadaşlarım sizdiniz.
♥ ♥ ♥
Ben, birazdan sırığa geçirilip, ateşe sürülecek
bir hayvanın çıkarılmış işkembesi
gibi fırlatılmadım sizin bulunduğunuz
tarafa…
Ben… Ben…
Ben, yabancınız değilim ve sizler yabancım
değilsiniz…
Kalû-belâ’dan beri yürüyen ve kıyamete
kadar da her kıyamda sizinle beraber
ayağa kalkacak olanlardan biriyim.
♥ ♥ ♥
Ey, gönlünü, altın bir çemberin içine
koymuş yolcular;
Hani, birbirlerini uzaktan da tanımak
isteyenler, çeşitli bayraklar tutar ya ellerinde.
Dîvanyolu işte onlardan biridir.

...
Yazının tümü basılı dergimizde! ABONE olmak için lütfen TIKLAYIN

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir